ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    AVUSTRALYA (2)


    AVUSTRALYA (2)

    15/01/2020

    Mahmut Toptaş

    Eskiden uzun seferlere çıkanlar, ele asa, başa sarık, ayağa çarık alıp yola düşerlermiş.

    Şimdi ben ise cebimin birine para, öbürüne pasaport ve nüfus cüzdanı koydum, cep telefonumdaki elektronik bileti alıp evden çıktım..

    Evden çıkmadan iki rekatlı sefer namazı kıldım.

    Kafire uymayayım, tevhitten ayrılmayayım diye birinci rekatta Kafirun süresini, ikinci rekatta İhlas süresini okudum.

    Namazın ardından bir Ayet’el-kürsi bir Kureyş süresi okuyarak, evimi ve ailemi Allaha emanet ederek, O’na güvenerek, yarattıklarının şerrinden O’na sığınarak yola koyuldum.

    Yurt dışına bilet aldığınızda bileti satan kurum sizi uyarmamışsa biletin saatlerine dikkat ediniz.

    İngiliz etkisi altında olan ülkelerdeki saatler bizim bildiğimiz türden değil.

    Mesela, bileti aldınız ve uçuş saatiniz 06, 35am yazıyor. Ne anlarsınız?

    Sabahleyin erkenden gideceğinizi anlarsınız.

    Hava alanına gider uçuş kartınızı almak için kuyruk bekler sonra da sizin uçağınızın öğleden sonraki 06, 35 olduğunu yani 18, 35 olduğunu öğrenirsiniz.

    Halbuki biletinizde 06, 35 am yazılı ise sabahı gösterir, 06,35 pm yazılı ise öğleden sonraki saati gösterir.

    Akşam namazını havaalanında kılıyorum.

    14 bin kilometrelik yola koyuluyorum.

    Uçağa binerken Bismillah deyip bindim.

    Yerime oturunca

     سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ

    وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ

    “…"Bunları bizlerin emrine hizmetkâr kılan (Allah'ı) tesbih ederiz. Biz bunları emrimiz altına almaya yanaştıramazdık. Biz elbette Rabbimize dönüyoruz" (Zuhruf süresi ayet 43/13-14)

    Yatsı namazını uçakta kılıyorum.

    Katar uçaklarında uçağın rotasını gösteren ekranda bir de Kabe’nin ne tarafta olduğunu her an gösteren pusula vardır.

    Türk Hava yollarında da en yakın zamanda olmasını isterim.

    Gerçi İstanbul’dan Qatar’a giderken kıbleyi aramaya gerek yok.

    Koltuğunuzda otururken biraz sağ tarafa dönerek namaz kılabilirsiniz.

    Dünya haritasının genel durumunu gözünüzün önüne getirebilir, bulunduğunuz yeri de bilir, güneşin nerden doğup nereden battığını da bilirseniz kıbleyi bulabilirsiniz.

    Pusula kıbleyi gösterse de namaz vakitlerini göstermediğinden uçakta vakit tayini zorlaşıyor.

    Bir de doğuya veya batıya gittikçe saat değişiklikleri olduğundan vakitleri bilmek iyice zorlaşıyor.

    Mesela, yatsı namazınızı Avustralya’da kıldınız ve uçağa bindiniz.

    Uçağınız geceyle beraber aynı yöne hareket ettiğinden sabah namazı çok geç giriyor ve siz de bilemiyorsunuz.

    Allah’tan ki namaz vakitleri saatle belirtilmemiş, şafağın atması, güneşin doğması, tepeye dikilmesi, batmasıyla ayarlanmış.

    Ekranda uçağımızın Karaçi’nin güneyinde yol aldığını gösterdiğinde ufukta da kırmızılık görülünce sabah namazının girdiğini anlayıp namazı kılıyorum.

    Maalesef uçaklar, taharetsiz insanlar tarafından yapıldığından Müslümanın temizlenmesi, abdest alması gayet zor.

    Ama çaresiz değil.

    Uçağın tuvaletinde abdest alabilirsiniz.

    Ayağınızı yıkamak için lavaboya kaldırmanız zor.

    Onun için su bardağınızı tuvalete götürüp ayağınızı  klozette yıkayabilirsiniz.

    Tuvaletten çıkarken su serpintilerini temizleyin ve nasıl buldunuzsa öyle çıkın.

    Uçağımız, İstanbul, Ankara, Kırşehir, Bağdat üzerinden Qatar’ın başkenti Doha (Devha) ya vardı.

    Transit salonundan Melbourn’a uçan Boeing 777-200LR JET’e geçtik.

    İstanbul’dan Doha’ya kadar olan yolculuğumuzda yolcuların çoğunluğu yabancı iken, Doha’dan Melbourn’a kadar olan yolculukta ise Türkler çoğunlukta idi.

    Uçağımız, Karaçi, Bombay’ın güneyinden geçerek Cuva üzerinden Hindistan hava sahasına girdi.

    Bengalor, Thanne, üzerinden Hindistan hava sahasını terk ediyor.

    Kualalumpur, Cakarta ve Java’nın batısından Exmus platosunun üstünden geçerek Port Hedland’ın üstünde Avusturalya hava sahasına girdi uçağımız.

    Yaklaşık on sekiz saatlik yolculuğun sonuna varırken Avustralya hükümeti bütün yolcuları haşerat öldürücü spreyle karşıladı.

    Hostesler, inişe yarım saat kala ellerinde spreylerle ön taraftan başlayarak havaya haşerat öldürücü sprey sıktılar.

    Sıkmadan önce anonsla haşerat öldürücü sprey sıkılacağını duyurdular.

    Daha önceleri Türk yöneticileri taşıyan uçakta da aynısı yapıldığını okumuştum ama o zaman basın, bu uygulamanın yalnız Bakanlara yapıldığını haber vermişlerdi.

    Devam edecek.