ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    BAHARDA TOPRAK KOKUSU


    Bahar gelmişte haberimiz olmamış

    Ortam yumuşamış, katı katı duran dallar gülümsemiş.

    Dalkıran rüzgarlar, ılık ılık esmeye, dallardaki tomurcukları okşamaya başlamış.

    Çiğdemler, yedi katlı urbalarını giyinmiş toprak altında beslenirken, çiğdem çiçekleri havaya güzel koku yaymaya başlamış.

    Sarıçiçekler, Yunus’un duyduğu “Hak lâ ilâhe illallah” demeye devam ediyorlar.

    Bahar, bir barış ordusu gibi üzerime üzerime geliyor.

    Baharın kendisini hayal meyal uzaklardan gördüğümde kendisi bana ulaşmadan kokusu geliyor ve beynimin en ince kıvrımlarında ve bedenimde uyuklama esansında uykunun vücudda dolaşması gibi dolaşmaya başlıyor.

    Baharın sarı, kumral, yeşil, mavi saçlarına dokunan rüzgarların çıkardığı eşsiz müsiki de baharın kendisinden önce gelip kulaklardan gönül denizime dalıveriyor.

    Motorlu araçların uykuda olduğu, havanın tertemiz kaldığı seher vaktinde sabah namazı için uyandığınızda seher yellerinin getirdiği karma çiçek kokuları, Müezzinin Saba makamından okuduğu Ezanı Muhammedi göğsünüzdeki daralmayı genişletir.

    Ciğerlerin topladığı şehir atıklarının katılığını çözer ve Huuu nefesleriyla dışarı atar.

    Çiçekler içinde en çok gülü severim ama kokular içinde hiçbir koku baharda toprak kokusuna benzemez.

    Her çiçeğin mevsimi olur ama toprağın mevsimi olmaz.

    Baharda toprak kokusu daha güzel olsa da diğer mevsimlerde de her yağmur sonrası aynı kokuyu koklamak mümkin.

    Her çiçeğin kokusu satılırda toprak kokusu neden satılmaz acaba?

    Yoksa bastonuna dayanarak Öğle namazına giden şu iki büklüm olmuş kambur ve tombul dede toprağın kokusunu daha yakından almak için mi eğilerek yürür?

    Önüme çiçeklerle bezenmiş yeşil halının serildiğini görüyorum da sereni göremiyorum.

    Görmeyi çok arzu ediyorum.

    Çiçeklerin üzerindeki en ince taramaları görebileyim diye pili hiç bitmeyen güneş, bütün güler yüzlülüğüyle parlıyor.

    Keçiler, oğlaklar, koyunlar, kuzular baharla alışveriş yapıyorlar.

    Belki baharın tadını en iyi onlar çıkarıyorlar.

    Kendini akıllı sanan insanlar, penceresiz çağdaş binalarda tabiatı internetten seyretmeye, havayı klimadan almaya başladığı için başkalarına hava atıyorlar.

    Bir zamanlar naylon gömlek çıktığında pamuklu ve yün gömlek giyenlere hava attıkları gibi hava atıyorlar.

    Evimize aldığımız en kaliteli halılar bir hayat boyu aynı desenlerle bize bakarlar.

    Ama Rabbimizin bize seriverdiği yeşil halıların çiçeklerinden binlercesi solarken binlercesi açmaya devam ediyor.

    Her zerresinde Rabbimin damgası bulunan tabiat, bizim politikacılar gibi “Oy verirseniz ….cağız, ….ceğiz” demiyor.

    Derelerde ırmaklar çağıldamaya, tepelerde çiçekler gülümsemeye, dallarda kuşlar karşılıksız cıvıldama devam ediyorlar.

    Biz de devam edeceğiz.