ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    BASIN MENSUPLARININ VE


    Strateji uzmanlarımız, gazetecilerimiz, Bosna üzerine konuşurken, Sreprenitsa üzerine konuşurken batının ikiyüzlülüğünden dem vurabiliyor.

    Libya konu olduğunda iki gün içinde hem Birleşmiş Milletleri toplamak, hem karar almak, hem de Libya’daki muhalefet üzerine hem Kaddafi taraftarları üzerine NATO askerleri eliyle bomba yağdırmayı gerçekleşebildiği halde Bosna’da üç yüz bin Müslüman, Hıristiyan caniler tarafından öldürülünceye kadar ses çıkarmadığı dile getirilebiliyor.

    Avrupa Adalet divanına giden bütün davalarda Yunanistan’ın haklı Türkiye’nin haksız olduğuna karar verildiğinde de “İkiyüzlü Avrupa” diye manşet atılabiliyor.

    Ama İmamlarımızdan biri tarihi caminin önündeki yazı tahtasına:

    “Ey iman eden¬ler, Yahudi ve Hıristi¬yanları (idareci) dost edinme¬yin. Onlar bir¬birlerinin dostudur (idarecisidir.) Sizden kim onları (idareci) dost edi¬nirse muhakkak o, onlardandır. Allah za¬lim toplum¬lara yol göstermez.” (Maide süresi ayet 51) ayetini yazdığında hiç işi gücü olmayan basının “Amiral gemisi” diye nitelenen gazete ve en önemli yazarı bu ayetin oraya yazılmasını tenkit edebiliyor ve imam için soruşturma başlatabiliyor.

    Olayın gerçekleştiği Kasım 2007 de sonucu takip ettim ve o değerli imama hiçbir şey yapılmadı.

    Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref Türkiye’ye geldiğinde kafilede olan bir Pakistanlıdan dinlediğime göre Pakistan okullarında okutulan ders kitaplarında Yahudi ve Hıristiyanlardan bahseden ayetlerin çıkarıldığını, dört bin tane medresenin de Amerikalıların verdiği adreslerde kapatıldığını öğrenmiştim.

    İmamın cami önüne yazdığı bu ayete müdahale aynı günlere rastlamıştı.

    Bazıları Kur’anın bazı ayetlerine karşı savaş açsalar da Kur’anın haber verdiği caniler, Kur’anın haberinin doğruluğunu onlara görüntülü olarak ispat ediveriyorlar.

    Afganistan’da, Çeçenistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Bosna’da, Kıbrıs’ta, Libya’da, Habeşistan’da, Somali’de ve halkı Müslüman olan diğer ülkelerde yaptıklarını görmeyen kalmadı.

    Onun için yukarıdaki ayeti veya,

    “Sen onların dinine uy¬madıkça, ne Yahudiler ne de Hıristi¬yanlar asla Senden hoşnut olmazlar. De ki: "Ger¬çekten doğru yol, Allah'ın yolu¬dur." Sana gelen bu ilim¬den sonra onların arzularına uyarsan, Sana Al¬lah'tan ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara süresi ayet 120) ayetlerini Siyasal Bilgiler Fakültelerinin ders kitaplarına yazılmalı ve canlı örnekleriyle anlatılmalı.

    Dışişleri bakanlığının giriş kapısının üzerine yazılmalı.

    Bütün elçiliklerin duvarlarına yazılıp asılmalı.

    Yazmaya ne gerek var, bilmek yeterli değil mi? Dememeli.

    Maide 51inci ayetin hemen arkasından onu takip eden 52 nci ayette Rabbimiz, hastalıklı adamların varlığından haber verirken,

    “Kalplerinde hastalık bulu¬nanların "Bize bir belâ gelmesin¬den korka¬rız" di¬yerek onların (Yahudi ve Hıristiyanların) ara¬sında ko¬şuşturduklarını görür¬sün. Umulur ki Allah bir fetih veya kendi katın¬dan bir emir ge¬tirir de içlerinde gizledikle¬rine pişman olurlar.” Buyurur.

    Her yere yaranmak hastalığına tutulanların sesi fazla çıktığından doğruyu bilenler ses çıkaramaz hale geliveriyor.

    Bu ayetlerin anlamını ister ılımlıların tercemesinden okuyun, ister radikallerin tercemesinden okuyun, ister Diyanetin tercemesinden okuyun fark etmez. Bence bu meallerin hepsi Müslüman insanların mealleridir.

    Tefsirini de “Şifa Tefsiri” nden okuyuverin.