ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    BEN NERDE HATA YAPTIM


    BEN NERDE HATA YAPTIM

    19/08/2020

    Mahmut Toptaş

    İnşallah bu soruyu sorduracak iş yapmayız.

    Bu soruyu sorduracak işleri yapmaktan Allah bizi korusun.

    Ne zaman söyleriz bu soruyu kendimize?

    Aklımıza gelmeyen kötü bir şeyin başımıza geldiğini gördüğümüzde, altından kalkacak gücü de kendimizde bulamadığımızda sızlanırken söyleriz.

    Genelde de kabahati yine kendimizde bulmaz, dışardan birinin üzerine yüklemeye çalışırız ama onun üzerine yükü yıkıverdiğimizde bizim yükümüzün tonlarca daha arttığını hissederiz.

    Allah, celle celalüh, çocuk olduğumuzdan anne ve babamızı seçme hakkımız olmadığından, bizim baba ve annelerimizin hatalarını bize sormayacak ama, bizim çocuklarımızın yapacaklarının bir kısmını bize soracak.

    Onun için hem sorumlu durumuna düşmemek, hem çocuklarımızın hem bu dünyalarının güzel olması, hem de öbür dünyalarının güzel olması için hem teninin helallerle beslenmesine, hem bilgisinin İslami olmasına dikkat edeceğiz.

    Helallerle beslenmiş kızlarımızla oğullarımızın nikahla hamile kalan çocukları, dokuz ay boyunca, evin içinde ve dışında hep mutlu insanların söz titreşimleri, tatlı gülücükleriyle beslenirse, çocuk mutluluğa göre ayarlanmış olarak dünyaya gelir.

    Çocuğun ağzına helal yiyeceklerden oluşan süt girerken, kulağından da Ezanla, bütün peygamberlerin ortak mesajı olan “La ilahe illallah/Allahtan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” mesajı, genlerine ilahi bir damga olarak vurulur.

    Çocuğun kulağına okunan Ezan sünneti, 1400 yıl önce sevgili peygamberimizin kavli ve fiili sünneti olarak başlamış.

    Zamanla bazıları “Olur mu öyle şey, çocuk bir günlük iken duyar mı” itirazında bulunmuşlar ama iman ettiği batı 1400 yıl sonra “Çocuklar, ana rahminde iken eğitime başlıyorlar” anlamında makaleler yayınlayınca batıya olan imanı Kur’an ve Sünnetin önünde olanlar da bu Sünnete sarılakaldılar.

    Değerli bir fakihimizin/İslam hukukçusunun annesine sormuşlar, “Sen bu çocuğu ne ile besledin” demişler.

    O da “Haram yemedim, her süt emzirişimde Ya-Sin süresini okumaya başlardım. O doyduğunda ben de sürenin sonuna varırdım” demiş.

    Hem kulağından hem ağzından gıdası verilmeli çocuğun.

    Ağzından verilen gıdalarımızın helal olmasını tercih ettiğimiz gibi, kulağından verilen gıdaların da İslami olmasına dikkat edelim.

    Üzümden olan şarabı içen, otobüs, tren, gemi, araba, uçak kullanılmasına izin verilmediği, verildiği takdirde vasıtayı devireceği gibi, yine üzümden yapılan şırayı içenin sarhoşluk nedeniyle bunları yapmadığı gibi,

    Rahmani gıdalarla büyüyen insanların adalet tarihine altın harflerle adalet örnekleri yazdırdıkları, adaleti, ülkenin her santimetre karesine hava gibi yaydıkları halde,

    Kulağından şeytani gıdaları alanların dünya genelinde her sene milyonlarca insanı öldürüp ülkelerin servetlerini devlet olarak çaldıklarını görüyoruz.

    Şarap içene üç yüz kişilik uçağın yönetimini teslim etmeyenler, yüz milyonlarca insanın yönetimini teslim ediyorlar çaresizlikten.

    “Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz” sözü çok hoşuma gider.

    Anasından helal süt emen, babasından güven duygusunu sağan, kardeşlerinden, dede ve ninelerinden, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar ve onların çocuklarından hep gülümseyen yüzler görerek büyüyen çocuklarımız, size başlıktaki sözü değil, Süleyman aleyhisselamında söylediği şu sözü söyletir:

    رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

    “….."Rabbim bana, anne ve babama verdiğin nimetler için, beni şükretmeye ve hoşnut olacağın işler yapmaya sevk et. Benim için zürriyetimi de ıslah et. Ben sana tevbe ettim ve ben Müslümanlardanım" (Ahkaf süresi ayet 46/15, Neml süresi ayet 27/19