ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    CİHANGİRLİK SEVDASI


    CİHANGİRLİK SEVDASI

    04/11/2021

    Mahmut Toptaş

    Çocukluğumuzda Kur’an-i Kerimde adı geçen 25  peygamberin adları öğretildikten sonra peygamber midir, değil midir diye ulemanın ihtilaf ettikleri üç salih zatı da Uzeyr, Lokma ve Zülkarneyn olarak öğretilir.

    Bunlar, Peygamber değillerse de, adı Kur’an’da örnek olarak verildiğinden Allah’ın razı olduğu salih insanlardandırlar.

    Kehf süresi bize ilim için uzun yolu ve uzun zamanı göze alan Hz. Musa’yı örnek gösterdiği gibi, dünyanın her tarafında Allah’ın koyduğu kuralları işletmek için dünyanın doğusunu ve batısını kan akıtmadan, hiçbir ülkenin ekonomisine zarar vermeden ve hiçbir ülkenin topraklarını zimmetine geçirmeden yalnız iyilik yaparak hizmet ve bilgi götürerek dünyayı yöneten Zülkarneyn’den haber verir. (Bak: Kehf süresi ayet 18/83-97)

    Kur’an okuyan her Mü’min, Kur’an’da haber verilen Peygamber ve salih insanları örnek edinmek için okur.

    Zülkarneyn’in hayatı da bizim ufkumuzu genişletir.

    Dünyanın öbür ucunda zulme uğrayan bir toplum olsa, onlara yardım etmeyi ve karşılığında bir şey almamayı öğretir bu süre bize. (Bak:Kehf 18/92-97)

    Bizim Küresellik, Evrensellik, Cihangirlik anlayışımızı belirler Kur’an.

    Çok uluslu şirketlerin başkanı : “Dünya bir Pazar yeridir. Orada bizim uygun gördüğümüz mallar,  bizim biçtiğimiz fiyattan satılır.” derken        Sevgili peygamberimiz:

    وَجُعِلَتْ لِي الْأَرْضُ مَسْجِدًا وَطَهُورًا

     “Yeryüzü temiz ve temizleyici olarak bana mescid kılındı” buyurmuş.” (Buhari, Sahih, K. Teyemmüm, bab 1)

    Kabe’nin bir şubesi olan Mescitte yalan söylenmediği, haram yenmediği, kimsenin incitilmediği, rahatsız edilmediği…gibi bütün dünya şehirlerinin ve köylerinin de öyle olmasını ister dinimiz.

         30-3-2001 tarihli  Hürriyet gazetesinin birinci sahifesinde  şöyle bir i’tiraf vardı: “Son seçimlerde yenilgiye uğrayınca siyasetten çekilen İsrail eski Başbakanı Ehud Barak, Demirel'le görüşmesi sırasında, bölgedeki güvenlik sorunundan yakınırken, Kudüs'ün Osmanlı dönemindeki yönetiminden esprili bir örnek verdi. Barak, ‘Osmanlı döneminde tek pırpırlı bir Onbaşı, 20 kişilik askeri gücüyle burayı huzur içinde yönetiyordu’ dedi. ‘İstanbul’dan gelen talimatları uygulayan Onbaşı, otur deyince oturuluyor, kalk deyince kalkılıyordu'' diyen Barak'ın, ‘Osmanlı Onbaşısı’nın o zaman, şimdi bölgede kendilerinin içinden çıkamadığı işlerin üstesinden geldiğini de söylemesi, Demirel'i güldürdü.”

    Yıllarca bu ülkenin imam ve müezzinleri  Kur’an’dan bir ayeti  “Ve ma erselnâke  illâ rahmeten l il alemin” ayetini  cemaate ezberletmişlerdi . (Enbiya 107)  Kısa manası : “Biz seni alemlere  rahmet peygamberi olarak gönderdik” olan bu ayeti kerime  bin dört yüz yıldır bu ümmet tarafından okunmuş değerli hattatlar  tarafından yazılmış ve Müzehhib veya  Müzehhibeler, gönüllerinin kıvrımlarıyla  süslemişler, cami, medrese, kışla, gibi toplumun toplandığı  yerlere  ışık saçan bir levha gibi asmışlar ve Cihangirlik sevdasına tutulmuşlar.

    Yıllarca C.I.A da çalışan, Cumhurbaşkanlığı yapan  bir adam batı toplumunu   ve ürettiği hukuku  ve siyaseti  ve demokrasiyi   çok iyi bildiğinden, bu sistemin  Vietnam’daki köylüyü bile  memnun etmediğini  gördüğünden, Somali’de  karnını doyurduğu  insan biraz kendine   gelip  gözünü açıp baktığında  “Defol” dediğini işittiğinden   Batının geliştirdiği sistemin  tutulmadığını gördü ve   tek çıkar yol  “Medya ve mafya” dedi ve kiralık katiller ordusuyla dünyanın her tarafında milletleri rahatsız etmeye devam ediyor.

    Fransızlar 130 sene Cezayir de kendi hukukunu tutturmaya çalıştı  tutmadı.

    İsrail, hukukunun  Filistin’de  tutması için  kırılmadık kol, alınmadık  can bırakmadı,  tutmadı.

    Osmanlı yirmi askerle Filistin’i yönetirken  hakkı, hak sahibine veriyordu. Hakkı iki pırpırlı onbaşı veya Ehut Barak belirlemiyor, hepsini yaratan Allah’ın kitabı belirliyordu.

    Kuzey İrlanda’daki bir kasaba kıtlıkla boğuşurken gemilerle yardım gönderiyor karşılığında, “On beş günde on beş kanun çıkarırsanız yardımı gemilerden indiririz, yoksa vermeyiz” diyerek şahsiyetlerini rencide etmiyordu.

    Rusya, Çarlık döneminde  Hıristiyan kafayla, 1917 den itibaren  Komünist kafayla  Çeçenistan meselesini  400 senedir halledemedi. Zorla oluşturulan  Sovyet paktı çöktü.

    Osmanlı çekildiği günden beri Balkanlarda kan akmaya devam ediyor.

    Rahmet ümmeti olan ecdadımız  altı yüzyıl  her dinden insanı  güven içinde yaşatırken  Hıristiyanların giyotininden kurtulan Yahudileri  bile  himayesine almış.

    İspanyadan gelen Sefarat Yahudileri, geldikleri yıl İstanbul Balat’ta Ahrida sinagogunu yapmışlar ve hala ayakta.

    Ama Yahudiler Filistin işgalinin üzerinden elli yıl geçmeden binlerce camiyi yıktılar Mescidi Aksa’yı bile ateşe verdiler.

    Sayıları çok az olan Hıristiyanlar, İslâm aleminin her yerinde kiliselerinde Çan  çalabiliyorlar ama milyonlarca Müslüman, Hıristiyan Avrupa’da minareden ezan okuyamazlar.

    İstanbul’daki kiliseler, özgürce çanını çalıyor ama Atina’daki camilerin tamamı kapalı

    Dünya üzerinde üç binin üzerinde   konuşulan dillerin  varlığını kabul eder ve bu dil  farklılığını dahi Allah’ın varlığına   birliğine delil sayar:

    وَمِنْ آَيَاتِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآَيَاتٍ لِلْعَالِمِينَ

    “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması O’nun âyetlerindendir. Şüphesiz bunda alimler için âyetler vardır.” (Rum suresi ayet 30/22)