ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    CEMAATLER, BARONLAR VE MAFYA


     CEMAATLER, BARONLAR VE MAFYA

    10/03/2020

    Mahmut Toptaş

    1973 yılında kaçak yollardan vardığımız ve altı ay sonra üç yıllık oturma kartıyla beraber işçi olduğumuz Avrupa devletinin, on bin nüfuslu şehrinde ilk Cuma namazını turist ticareti yapan bir arkadaşın evinin geniş odasında kılmıştık.

    O arkadaş, kaçak yollardan turist pasaportlu insanları o ülkeye sokar, işyerleriyle anlaşır ve onları yerleştirdikten sonra taksit taksit ona ücretini öderler.

    Müstakil evinin geniş odası, duruma göre onlarca turisti barındırabilecek kapasitededir.

    Şu anda Avrupa genelinde kaçak, kirli işler yapanlara sesleniyorum,

    Sizler, bu kirli işinizi bırakın ve gümrükte, poliste, belediyelerde tanıdıklarınız aracılığıyla mültecilere yardım ediniz ki hayırlı bir iş yapasınız.

    Kaçak yollardan Avrupa’ya vizesiz insan taşıyıp işçi yaparak köşeyi dönen birine, “Dil bilmiyorsun, bunu nasıl yaparsın” dediğimde, dille anlaşamıyorum ama parmaklarım çalışır.

    Ben polis karakoluna girdiğimde, Avrupalı komiserin gözleri güler, benim ellerim çalışır.

    Belediyedeki oturma işini de o halleder veya benim ellerimle tanıştığım görevliler işimi yapar.” Demişti.

    Gün bu gündür.

    Kirli işler size haram para kazandırır ama iki türlü günahta kazandırır.

    Mültecilerin ülkesini kana bulayanların, ekmeklerinde mazlum insanların kanı olan bu insanların ülkesine girmelerine yardımcı olun da bari, günahlarımızın tevbesi olsun.

    1973 te bir çok ilde cami yoktu ama şu anda Avrupa’nın nüfusu on binin üzerinde olan şehirlerinde, cami olmayan şehir olmadığı kanaatindeyim.

    Bütün bu cami cemaatlerine sesleniyorum, Tefsirlerde, Hadislerde, Siret kitaplarında okuduğunuz, Muhacir-Ensar dayanışması kıyamete kadar sürecektir ve sizin sevap işlemeniz için ayağınıza kadar gelmiştir.

    Kafir varsa, kavga da var demektir.

    Kafirler, Allah’la bile kavga eden adamlardır.

    “Senin dediğin değil, benim dediğim olacaktır” diyen Firavunluk damarı devam ettiği sürece, Musa aleyhisselam gibi denizle düşman arasında kalmak, İbrahim aleyhisselam gibi ateşler içinde koşmakla karşı karşıya kalınacaktır.

    Şu anda hazreti İbrahim gibi Putin ve Trump’ı destekleyen Hristiyanların çağdaş silahlarının namlusundan çıkan ateşlerden kurtulabilenler dayandı ateşin çıktığı yere.

    Musa aleyhisselam gibi denize daldılar.

    Sahile çıkanlara selamet ancak Allah’ın kullarından olur.

    Medineli Ensar’ın karşılanması gibi karşılayın bunları.

    Camileriniz aktarma  istasyonu gibi olsun.

    Dinlensinler, dinlerini rahat yaşama fırsatı bulsunlar.

    Avrupa’ya ilk işçi sevkinin ardından kaçak işçi sevkiyatı da başlamıştı.

    Dil bilen genel de İstanbullu Rum ve Ermenileri bürolar kurarak çok paralar alarak iş ve oturma alıveriyorlardı.

    Şimdi sizler, hem dili öğrendiniz, hem kanunlarını öğrendiniz.

    Kanunları Z maddesine kadar zorlayarak mültecilik belgesi alıvermeye, barınak ve mültecilik parası çıkartmaya yardım ediniz.

    Daha önceki sığınmacılar gittiğinde dünkü yazımda bahsettiğim, okuma-yazması olmayan, ama şehirde birkaç tane yetkilinin Müslüman olmasını sağlayan benim de tanıdığım anlatmıştı,           “Belediyede sözü geçenle beraber kampı gezdik.

    ‘İçinizde güzel Kuran okuyanlar gelsin bakayım’ dedim sırayla okudular. Ben tecvitten filan anlamam ama okuyanın yüzüne bakarak yürekten okuyanları tespit ettim ve onları hoca olarak görevlendirdim. Belediye yetkilisine de Hocayı, Sosyal görevli statüsünde aylığını yükletmesini rica ettim ve o dersi devam ettirdi” demişti.

    Genel de içlerinde hocaları da olur.

    Eğer kendi aralarında hocaları yoksa bu yardım işine el atan her cemaat, kurum, kuruluş, dernek, vakıf, mafya….her ne ise böylesine hayırlı bir işe el atınız ve hocayı da temin ederek tenleri için barınak, ekmek, su tedarik edildiği gibi, canlarının gıdası olan İslam’dan da gıda takviyesi yapınız.

    Bana değil, Rabbimize kulak veriniz:

    وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَخْرِجْنَا مِنْ هَذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ أَهْلُهَا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَصِيرًا

    “Size ne oluyor ki; Allah yolunda "Ey Rabbimiz, ahalisi zalim olan şu ülkeden bizi çıkar. Bize tarafından bir dost gönder ve bize tarafından bir yardımcı gönder" diyen zayıf bırakılmış erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda çarpışmıyorsunuz? (Nisa süresi ayet 4/75)