ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    DALKAVUK ALINACAK


    “Dalkavuk alınacak”

    İlanının altında ücretinin dolgun olduğu, referansları olanların tercih edileceği ve filan işyerinde imtihanla alınacağı da duyuruda açıklanınca eline referanslarını alanlar imtihan salonuna giderler.

    Yağcılık imtihanı salonunun önü futbol sahasına sığmayacak kadar fazla ama imtihanda sözlü olarak sorulan tek soru olduğu için hızlı hareket ediliyor.

    Yardakçılara “Senden dalkavuk olmaz” denildiğinde çalıştığı ve memnun ettiği anlı şanlı yöneticilerin referanslarını sunanlara kapı gösteriliyormuş.

    En sonunda gelen çanak yalayıcıya “Senden dalkavuk olmaz” denildiğinde o pohpohçu adam yerinden kalkmış, “Senden dalkavuk olmaz” diyen adamın elini öpmeye başlamış.

    Komisyondakilerde şaşkınlıkla sormuşlar “Hayrola neden öpüyorsun?” demişler.

    “Efendim, ben filan filan ünlülerin yanında çalıştım, benim dalkavuk olmadığımı anlamadılar. Aslında benden dalkavuk olmaz. Siz bunu nasıl fark ettiniz. Sizin elinizi öpmem lazım” diyor ve işe alınıyor.

    On yıl öncesine kadar adam yerine koymadıkları “Sizden adam olmaz” dedikleriyle şimdilerde “İstişare toplantıları” yapıp akıllı adam muamelesi çekmelerinin temelinde bu mantık yatar.

    Zengin bir işadamımıza 1974 yılında “Siz, sağcı olarak biliyorsunuz. Şimdi Ecevit iktidarda ne yapacaksınız” diye sorulduğunda “Arabamızın sol kapısından inip bineceğiz, dört teker iki dönemde de döner” diye cevap verir.

    Dalkavuğun sağcısı solcusu olmazmış.

    Kıral, yağcısını çağırır ve “Oğlumun yanına oturacaksın, onun her söylediği saçmalıklara kılıf bulacak ve geri zekalılığını çaktırmayacaksın” demiş.

    Ziyafete gelenler, merasimle karşılanmış ve ziyafet salonuna geçmişler.

    Yemekte söz dönmüş dolaşmış avcılığa gelmiş.

    Herkes av maceralarını anlatırken kralın oğlu “Bir ok attım, av kebap oldu” deyiverince bütün gözler ona çevrilmiş.

    Yağcı hemen sözü almış ve “Evet o avda bende vardım. Bey, oku bir attı, tavşanı deldi geçti, taşa çarptı, taştan çıkan kıvılcımla oradaki kuru otlar tutuştu, biz varıncaya kadar av kebap olmuştu” der.

    Derebeylerinin aklına pek sığmaz ama kılıf da fena değil demişler ve yutar gibi olmuşlar.

    Yemeğin sonuna doğru tatlılar da gelmeye başlayınca kralın oğlu “Bir ok attım sütlaç oldu” deyivermiş. Bütün gözler yağcının üzerine dönmüş.

    Yağcı “Yağcılıktan istifa ediyorum. Dağın başında ben, şekeri, sütü, pirinci nereden bulacağım?” demiş.

    AKP’ye karşı muhalefeti destekleyen yazarlar, teker teker desteklerini çekeceklerini yazmaya başladılar.

    Dilsizi dillendiremediklerini, köre baston olmaktan bıktıklarını açıklama zorunda kaldılar.