ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    ERZURUMLU KOKUCU MUSTAF


    1912 yılında Erzurum’a bağlı Serçeşme köyünde doğan Mustafa Necatüddin, önce babasından daha sonra Erzurum müftüsü Muhammed sadık solakbay , Alvarlı Muhammed Lütfi efe ve Maksut hocalardan ders alır.

    Türkiye’de Müslümanların zor günler geçirdiği 1947 yılında Mekkke’ye hicrete karar verir.

    Pasaport verilmeyince Suriye’ye geçer.

    Suriye’nin Kamışlı ilçesindeki Ulema, hocanın değerini anlayınca ona bir pasaport temin ederler ve hoca efendi Lazkiye limanından gemiye binerek 1948 yılında Mekke’ye ulaşır.

    1951 yılında Medine’ye yerleşen hoca efendi vefat yılı olan 1991 yılına kadar eğitimine hiç aralık vermeden devam eder.

    Benim bu güne kadar Hanefi fıkhında gördüğüm en değerli alimlerimiz Konya’da Bozkırlı Mustafa Parlaktürk Efendi, İstanbul’da Mehmet savaş Efendi, Medine’de Mustafa Necatüddin Efendidir.

    Hacılarımızın bir kısmı ona Erzurum’lu Mustafa Efendi derler.

    Bir kısmı Kokucu Mustafa Efendi derler.

    Kimseden yardım almadan, gücü oranında yardım eden, geçimini koku satarak kazanan bu değerli alimimiz genelde bütün dünyadan gelen, özellikle de Türkiye’den gelen öğrencilere her türlü yardımı yapmıştır.

    Ben, kendisiyle 1985 yılında Hac için gittiğimde tanışma şerefine nail oldum.

    Benim gibi adı sanı duyulmamış birinin bile İstanbul’da neler yaptığını bilecek kadar Türkiye’yi yakından takip ettiğini gördüm.

    Hacca giden Cumhurbaşkanı ve Başbakanların muhakkak ziyaret ettiği bir ilim adamıydı.

    Bütün dünyadaki ilim hareketleri ile direniş hareketlerinin liderlerinin Hacca geldiklerinde uğrak yeriydi.

    Gönlü Kur’an, Hadis ve Fıkıhla dopdolu, Takva elbisesine bürünmüş, Cihad atına binmiş vaziyette bir hayat yaşadığına bütün dünyadan gayretli Müslümanlar şahitlik yapmaktalar.

    Birkaç defa Suud sınırları dışına çıkarılma kararı alınmasına rağmen Başbakanların devreye girmesiyle durdurulduğunu biliyoruz.

    Erzurum’lu Hattat Mustafa Necetüddin efendinin 1985 yılında Medine-i müverre’de Osmanlıca kendi el yazısıyla bana lutfettiği şiiri sizinle paylaşmak istiyorum:

    Geldi cihan içre bela/Tütün diye bir ibtila

    Zengin fakir alıştılar/Ateş gibi tutuştular

    Hem verirler mallarını/Hem yakarlar canlarını

    Onu içer ne zevk ile/Üfler dumanı şevk ile

    Zulmet sarar her tarafı/Bilmem nedir hoş tarafı

    Almış ağu cesedini/Duyan kaçar nefesini

    Bir baş belası ki bela/Hiçbir kese verme Huda

    Terk et bunu içme sakın/Herkes olur sana yakın

    Gel tekmele şu şeytanı/Atı ver pisliğe anı

    Zayi etme mallarını/Eyle güzel hallerini

    Hoş kokular gele senden/Nasihattir gel al benden

    İnşaallah söz tutarsın/Güller gibi gül kokarsın

    Hem irşad et başkasını/Göster hem Hak kapısını

    Her iş olur İrşad ile/Müminlere hayır dile

    Yardım ide Allah bize/Rahmet ide cümlemize

    Yarın mahşer günü eyvah/Dedirtmeye bize Allah

    Peygamberin nur yoluna/Saldıra rahmet gölüne

    Ulaştıra cennetine/Fazlı ile nimetine

    Görenlerden cemalini/Kıla bizi dile anı

    Ya Rab, bizi mağfiret it/Luatf eyleyip cennete it

    Amin diyen duamıza/Haldaş ola halimize

    Not: Türkiye’de onun eğitiminden geçen çok değerli öğrencilerinden birinin onun hayatını yazıp yayınlaması ümidiyle.