ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    G-20 ve CUMA NAMAZI


    İki adam bir şehre geliyorlar.

    Biri o şehrin borsasına yöneliyor ve borsayı ele geçirerek şehre hakim olmayı hayal ediyor.

    Öbürü ise o şehrin insanlarına yöneliyor ve yanlışlarını düzeltmek, doğrularını teşvik edip yaygınlaştırarak şehre sahip olmak değil şehrin düzenlenmesine yardım etmek istiyor.

    Şimdi siz düşünün, bunların hangisi başarılı olur?

    Eeee bütün dünya servetine göz koyan Siyonistlerin ne durumda olduğunu hepimiz biliyoruz.

    Hangi ülkede olurlarsa olsunlar, hangi şehirde yaşarlarsa yaşasınlar evleri, siteler, sokakları demir kafeslerle çevrili.

    Geçen aylarda Almanya’nın bir şehrini yaya olarak gezdirirlerken bir sokağın başına geldik ve orada duran polis sokağa girmemize negel oldu.

    Almanlar dahil o sokağa Yahudi olmayanlar belirli bir saatten sonra giremiyor.

    Türkiye’den Almanyaya gönderilen bir cami hocası anlatıyor:

    “Hocam, hizmetlerim arasında hapishane de var. Mahkumları dini yönden aydınlatıyorum. Papaz da yanı işi yapıyor ama hapishane müdürü, papaza dayalı döşeli, telefonlu bir oda vermiş. Bana ise hiçbir yer verilmiyor. Ben, doğrudan koğuşa giriyorum ve orada konuşuyorum. Papaz ise koğuştakilere “Benim odamda beni yarım saat dinleyene beş dakika telefon konuşması sağlarım” diyor. Mahkumlar, yakınlarıyla konuşabilmek için yarım saat papazı istmeyerek dinliyorlar, beş dakika yakınlarıyla konuşuyorlar. Ancak bu tavır onların hiç hoşuna gitmiyor ve koğuşta beni dinledikten sonra birçoğu Müslüman oluyor”

    Amerikan tarihine damgasını vuran, hayatı film olan, Amerikan senato üyelerine bile ahlaksız işlerinde yardım eden Malcolm X, hapishanede Müslüman olduktan sonra Malik el Şahbaz adını alır ve Amerikan servetini bırakıp Amerikan insanına yönelir.

    Daha önceleri uyuşturucu ticareti yapıp para kazanırken, fuhuş ticareti yaparken senatörlerle oturup kalkan bu saygın insan, Müslüman olunca camide dini konuşma yaparken CIA ajanlarının on dört kurşunuyla şehit edilir.

    Ama hala Malcolm X fırtınası Amerika’da esmeye devam eder.

    Amerika, dünyanın servetini yönlendirmeye yöneldi.

    Müslümanlar da dünyanın insanlarının kalbini kazanmaya yöneldi.

    Hangisi başarılı olur sorusunun cavabı Kur’an da var.

    Hakimiyet ve servet peşinde koşan Firavunla Karun yok olup giderken insanların gönlüne yönelen Hz. Musa (s.a.av.) kazanır ve hala rahmetle anılmaya devam eder.

    Güçlü ordulara sahip Romalı askerlerle birlikte hareket edip Hz. İsa (s.a.v.) yı öldürmeye teşebbüs eden ve fakat başarılı olamyan Yahudiler ve Romalılar değil başarılı olan. Başarılı olan Hz. İsa aleyhisselamdır.

    Amerikada G-20 ülkeleri yani servete doymamış ama patlamak üzere olanlar, bir araya gelmişler yeni sömürme yolları planlarken on binlerce Müslüman salonun önünde Cuma namazı kılıyorlar.

    Irak’ta, Afganistan’da Filistin’de, Keşmir’de babası öldürülmüş, anası yakılmış, evi elinden alınmış, barınacak yeri kalmamış, Allahtan başka sığınacak yer kalmayınca petrolünü, elmasını, altınını özetle yer üstü ve yer altı servetini götürenin de peşine düşmüş ve “Ben bunu adam edersem başkalarının malını çalmaz” inancıyla o servet planlaması yapılan salonun önünde on binlerce insan, Cuma namazı kılıyorlar ve iki rekat farzda “Gayril mağdubi aleyhim velezzallin/ Allahın gazabına uğramış Yahudilerle sapık Hıristiyanların yolunu değil, biz peygamberlerin yolunu istiyoruz” diyorlar.

    İşin nereye varacağını tarihten bilen, geçen gün kilisesinin papazı Müslüman olan bir kaç Hıristiyan cılız seslerle “Amerika Müslüman olmayacak” diye slogan atarak Cuma namazını protesto ediyorlar.

    Protesto edenler de o Müslümanlara hoparlör görevi yapıveriyorlar.

    Müslümanların eylemini dünyaya duyurmada yardımcı oluveriyorlar.

    Uluslararası hırsızlara fırsat vermeden insanların yüreğine İslam sevgisi vererek insana yatırıma devam edelim.

    Bu çağ da görsün bakalım başarılı yol hangisiymiş.