ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    GAZA GELEREK GAZ SIKMAYALIM


    GAZA GELEREK GAZ SIKMAYALIM

    Halkımızın yüzde doksan sekizinin Müslüman olduğunu hatırdan çıkarmayalım.

    Kişinin partisine, derneğine, kıyafetine …bakarak kafirliğine karar vermeyelim.

    1973 yılında Kıbrı Barış harekatının hemen ardında, Cenevre’de benim hoca olduğumu bilmeyen bir Türk dansözün bana ve yanımdaki iki kişiye, İslam Birliğinin olması gerektiği konusunda nasıl vaaz verdiğini yazmıştım.

    27 Mayıs darbesiyle 12 Eylül darbesi arasında geçen bir olay:

    Tebliğ cemaatine karışan bir görevli yıllık izne çıkmak ister.

    O günlerde izin Ankara’dan onaylanması beklenirdi.

    İzin gelir görevli Pakistan’a gider.

    Tebliğin tadına varınca iznin bittiğini bilemez.

    Amerika’da şu kadar adamı Müslüman ederler.

    Afrika’da bir kabile topluca Müslüman olur.

    Kore’de cami açılışları yapılır.

    Dokuz ay sonra ülkeye dönmek aklına gelir ve döner.

    Bir ay da dostlarla buluşmalardan sonra nasıl olsa görevine son verildiğini bilerek bir de Müftü efendiyi ziyaret edip yaşanan tatlı ihtida haberleriyle Müftü efendiyi de tatlandırmak ister.

    Müftü efendi, bunu ayakta karşılar, kahve ikram eder,  kapıya kadar uğurlarken göreve ne zaman başlayacağını sorar.

    Bizim Allah aşığı “Nasıl olur, ben dokuz aydır yokum. Görevime son vermediniz mi?” der.

    Müftü efendi: “Sen oralarda ne yaptın? Diye sorar.

    Aşık: Tebliğ yaptım” deyince,

    Müftü efendi: “Sen görevini terk etmemişsin burada yapacağın görevi başka yerlerde yapmışsın” der ve göreve başlatır.

    Müftü efendiler, size söylüyorum. Olay olmuş mu olmamış mı araştırmasına girmeyin.

    Kitabın adı: “TÜRKİYE’DE ANARŞİ VE TERÖRÜN SEBEPLERİ VE HEDEFLERİ”

    Yazar: yazarın adı yok.

    Ancak kitabın adı yazıldıktan sonra o sayfanın altına not düşülmüş.

    Notta, “12 Nisan 1985 günü Yükseköğretim Kurulu merkez binasında verilen konferans” yazısı var.

    Konferansı kimin verdiği yazılı değil ama Prof. Dr. İhsan Doğramacı, Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak yazdığı ÖNSÖZ de konferansı “İlgili makamlar” ın verdiğini ve uygun görenin de Başbakanlık olduğunu yazmaktadır.

    Kitap 186 sayfadır.

    Avrupa’da ve Türkiye’de faaliyet gösteren bütün cemaatlerin isimleri var bu kitapta.

    Sol adına kurulan bütün kuruluşların adları da var.

    Tarikatçısından Şeriatçısına, Komünistinden sosyalistine, sağcısından solcusuna kadar hepsinin kurduğu örgütlerin adı zararlı örgütler arasında geçmekte.

    O günlerde Avrupa’ya giden her Diyanet görevlisinin eline bu kitaptan bir tane verilir, yalnız verilmekle kalmaz, bir Albay tarafından dört derste kitap özet olarak anlatılır ve Avrupa’daki İslami faaliyet yürüten cemaatlerden, cemiyetlerden ve diğerlerinden uzak durulması istenirdi.

    Bana da o kitaptan verildi ve ben de görevlendirildiğim camide beş vakit namazımda her saat ve dakikasını değerlendirdim.

    Ancak Yatsı namazından sonra bir gece Milli görüşçülerin camisinde, bir gece Ülkücülerin camisinde bir gece de radikallerin camisinde olmak üzere bir ay sıra ile yatsıdan sahura kadar sohbetlerime devam ettim.

    Bize verilen o kitaba göre Türkiye’de zararlı olmayan tek Müslüman bulmak mümkin değil.

    O kitabın mantığına  göre Türkiye ‘de İl müftülüğü yaptıktan sonra Avrupa Milli Görüş Fetva Komisyonu başkanı olan Ali Aslan hoca merhum, diyanetin Avrupa din denetçisi olan (Resmi unvanını bilmediğim için böyle yazdım) biri tarafından 12 Eylülcülere şikayet edilmiş ve bir yıl hapis ve sürgün cezası almıştı.

    Şikayetçi Türkiye’ye dönünce taltif edildi ama daha sonra gelen yöneticiler tarafından kararnamesi imzalanmadı.

    Hatta devletin tepesinde birinin bana verdiği habere göre o, işlediği yüz kızartıcı suçlar nedeniyle insan içine çıkamaz hale gelmiş.