ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    KANLA SULANAN TOPRAKLAR


    İnsanların yaptığı bazı silahlara kıyamet silahı diyorlar. Kıyamet silahı denen o öldürücü silahın bir sınırı var.

    Silahın atıldığı yerin insanlarını önce korkutur ama biraz sonra korkunun yerini ölüme ve öldürene karşı koşmaya bırakır.

    Dünyanın çeşitli yerlerinde görülen bu hal bu günlerde Irak’ta, Afganistan’da, Suriye’de görülmekte.

    Cehennem gibi ölüm kusan silahlarla Irak’ı, Afganistan’ı işgal eden Amerika şimdi öldürdüğü insanların yakınları tarafında öldürülmekte.

    Ölmeden Amerika’ya dönen katiller sürüsünün kendi kendine intihar ettiği haberleri geliyor, filmleri çevriliyor.

    Dinini ve vatanını savunanlar, işgalci askerleri öldürenler terörist olarak ilan ediliyor ve milletler kandırılmaya çalışılıyor.

    “Bu öldürülen askerler bu yabancı ülkede ne arar?” diye Birleşmiş Milletlerde bir soran da olmuyor.

    Gözümüzü yıldırmak, bizi Cennete çıkan yolumuzdan döndrmek isteyenler 1400 senede başarılı olamamışlar bundan sonra da başarmaları mümkin değildir.

    Mehmet Akif merhum bu konuda şöyle der:

    "Bilmiyorlar ki bu şiddetlerin olmaz hükmü:

    Göz yılar önce, fakat sonra kanıksar ölümü.

    Sanıyorlar ki kafa kesmekle, beyin ezmekle,

    Fikr-i hürriyyet ölür. Hey gidi şaşkın hazele!

    Daha kuvvetleniyor kanla sulanmış toprak:

    Ekilen gövdelerin hepsi yarın fışkıracak!

    Hangi ma’sûmun olur hûnu bu dünyâda heder?

    Yoksa kànûn-i İlâhî’yi de yırtar mı beşer?"

    Hiçbir insan Rabbimizin koyduğu kanunu kaldırmaya gücü yetmez. Onun için eli kanlı, karşısındakini korkutacağını zanneder ama önce korkan göz sonra korkmamaya başlar.

    Biz, Rabbimizden korktuğumuzdan başkalarından korkmaya fırsatımız kalmaz.

    Rabbimiz, kıyametin dehşetini tarif ederken emzikli kadının kendi emzirdiği çocuğunu bırakıvereceğini, hamile kadınların çocuklarını düşüreceğini, insanlar, içmedikleri halde sarhoş gibi olacaklarını haber verir.

    Hac süresi “Ey insanlar, Rabbinizden sakının, çünkü kı¬yamet gününün zelzelesi büyük bir şeydir.”

    Bu günlerde bazı devletler, rehber olarak, en güçlü, ekonomik ambargo koyarak rızık kesen, ekonomik ambargoyu kaldırarak rızık veren olarak Amerika’yı seçmiş durumda.

    Rabbimiz ise bizi uyarıyor ve şeytanı dost edinen ve ona uyanı şeytanın sapıtacağını haber verir. (Hac süresi ayet 3,4)

    Bir damla sudan bizi bu hale getirenin yolundan başka kimsenin yoluna koyulmayız.

    Onun yolundan sapan ve saptıranların bu dünyada rusvay oldukları gibi ahirette de alevli ateşe gireceklerini Rabbimiz bize haber vererek uyarır.

    İyi günde de kötü günde de biz Rabbimize ibadete devam ederiz. Başımıza gelen her türlü bela ve musibeti imtihan sorumuz olarak kabul eder imtihanı başarmak için sabırla kulluğumuza devam ederiz.

    “Bizi niçin korumuyorsun da domuz çobanlarını koruyorsun” diyenlerden olmayız.

    Çünkü bu yolda yürürken ölen şehit olur.

    Çıkarları doğrultusunda hareket eden, devamlı yer değiştiren insanlar için Rabbimiz:

    “İnsanlardan bir kısmı da bir tarafından (çı¬karı olduğu şey¬lerden) Al¬lah'a ibadet eder. Eğer ona bir hayır isabet ederse ra¬hatlar, eğer ona bir fitne isabet ederse yüzü üzerine dönüverir. O dünyayı da, âhireti de kay¬betmiştir. İşte apaçık zarar da bu¬dur.” (Hac süresi ayet 11)

    Biz iki dünyayı da kaybetmek istemiyoruz. İlla birini kaybetmek mecburiyetinde kalırsak Cennetin bir gülüne bütün dünyayı veririz.