ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    KEFALET


    “Kefalet” veya “Kefillik” kelimesi bazı insanlarımızın art niyetliliğinden, bazılarının başarısızlığından dolayı insanlarımız arasında kötü çağrışımlar yapsa da hala özellikle ticaret alanında “Kefillik” devam etmekte ve taraflar dürüstçe davranmaktadır.

    Her ne kadar Şair Nabi, başkaları yüzünden iki dünyada da rezil olmak istemezsen vesayet alma, vekil olma, kefil de olma anlamında:

    “Gayr için olma dü âlemde zelil

    Ne vasî ol ne vekîl ol ne kefil” dese de insanlığın ölmediğini göstermek için gücünüzle orantılı olarak ve tedbiri de alarak “Kefilliğin” sevabını da bu dünyada toplamaya devam ediniz.

    Kur’ani kerimde Zekeriyya aleyhisselamın Hazreti Meryem’e kefil olduğunu haber verirken kefilliğin peygamber sünneti olduğunu haber verir. (Bak Âl-i Imran süresi ayet 37)

    Peygamberlerden birinin adı da Zü-l-Kifl’dir.

    Geceleri namaz kılmaya, gündüzleri oruç tutmaya, adaleti ayakta tutarken kızmamaya kefil olduğu için bu simi aldığı anlatılır tefsir kitaplarında Enbiya süresinin 85 inci ayetinin tefsirinde.

    Sevgili peygamberimiz, “Kişi ölünce malı varislerinindir. Yetim kalan olursa onların bakımı bize aittir” diyerek bakıma muhtaç insanların kefaletinin, velayetinin devlete ait olduğunu haber verir. (Buhari, Sahih, K. Feraiz)

    İnsanın teslimi veya malın teslimi için kefil olunur.

    Kefalet: borçlunun sorumluluğuna destek olmak için sorumluluk yüklenmektir.

    Bu sorumluluk yüklenmeyi borçlu isterse ve kefil de kabul ederse, kefil ödenmeyen borcu ödediğinde borçludan isteme hakkı vardır.

    Ergenlik çağında akıllı birinin “Eğer bu malı ödemezse ben öderim” veya bu adam, zamanında gelmezse ben getiririm” demesidir.

    Türkiye’de ve bütün dünyada birçok insanın başarısının arkasında kefillik vardır.

    Günümüzde bankaların verdiği “Teminat Mektubu” İslam’daki kefaletin kapitalistler tarafından sömürüye alet edilmiş halidir.

    Bir müteşebbis düşünün karar verdiği bir işi yapmak istiyor ama iş yapacağı adamlar onu tanımadıkları için mal veya para veremiyorlar.

    Güvenilen bir adam “ben kefilim” diyor veya çekine, senedine imza atıyor ve o müteşebbis işinde çok başarılı oluyor.

    “Kefilin burada dünyevi bir kazancı yoktur” diyemem.

    Çünkü o başarılı adamın hep üstün başarılara imza atmasından onun duyduğu mutluluk, sevinç, huzur, parayla satın alınabilecek bir şey değildir.

    Ahiretteki sevabını anlatmak için Sevgili peygamberimiz, şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yaklaştırarak ashabına gösterdikten sonra “Ben ve yetimin kefili ahrette işte böyle yakınız” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Zühd bab 2, Hadis no 2983)

    Kefil olduğunuz kişi başarılı olamazsa borcunu ödeyemezse kefil ödemek zorundadır.

    Sevgili peygamberimiz “Kefil ödeyicidir” buyurmuş. (Ebu Davud, Sünen, K. Buyu, hadis no 3565, Tirmizi, Sünen, K.Buyu, hadis no 1265, İbni Mace, Sünen, Kefalet, hadis no 2396)

    Ceza davalarında “Onun yerine had, kısas, hapis gibi cezaları ben çekerim” diye kefillik kabul edilmez.

    Alacaklı isterse asıl borçludan isterse kefilden isteme hakkı vardır.

    Hiçbir şekilde alacaklıyı mağdur etmeye yönelik hilelere, oyunlara gidilmemelidir.

    Alacaklığı mağdur edecek hilelere alet de olunmamalıdır.

    Bu son günlerde sağlam yaşantısı olan Müslümanlara güven fazla olduğundan borcunu ödememeye niyet eden bazı kişiler, mallarını sağlam Müslümanların üzerine hileli satışla alacaklıyı mağdur etme tarafına gittiklerini sordukları fetvalardan anlıyorum.

    Toplum, güven üzerine kurulur.

    Güveni zedeleyici söz ve davranışlardan kaçınalım.