ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    KIYAMETE HAZIRLIK YAPALIM


    KIYAMETE HAZIRLIK YAPALIM

    02/04/2021

    Mahmut Toptaş

    Büyük haber, kıyametin kopması olarak bildiğimizden, 1400 yıldır da kopmadığından gevşeme meydana geliyor ve atalet hali üzerimize çöküyor ve iki dünyamıza zarar veriyoruz.

    Kıyametin ne zaman kopacağını sevgili peygamberimizden Cibril Hadisi diye bize gelen hadise göre peygamber efendimiz bilmediği gibi Cebrail aleyhisselam da bilmemektedir. Kıyametin zamanını yalnız Allah celle celalüh bilmektedir.

    Sevgili peygamberimizden gelen haberlerde kıyametin alametleri bildirilmiş ama o alametleri kendi çağına göre yorumlayan bir çok değerli alimlerimizin verdiği rakamlar hep yanlış çıkmıştır.

    Şu benim elli yıldır duyduğum en az on kadar kıyamet tarihi bile yanlış çıkmıştır.

    Değerli hocalarımız “Kıyametin saatini Allahtan başka kimse bilemez” demesine rağmen sahasında iyi olamayan doktor, mühendis, iktisatçı, siyasalcı…gibi mesleklerden insanlar, ne niyyetle bilemem birkaç tarih verdiler, yazdılar, çizdiler ama yanlış çıktılar.

    Büyü kıyametin saatini bilemesek de kendi ecelimiz yakın.

    Babamız, annemiz gözlerimizin önünden kayıp gittiler.

    Hasta annesinin başında beklerken oğlu veya kızı kalpten gidiverdiğini de görüyoruz.

    Bu hafta bir hastahane personeli anlattı, annemi hastahaneye kaldırmışlar, kalp tespiti yapmışlar. Ben hemen İstanbul’a getirmelerini istedim ve çalıştığım Üniversite hastahanesinde en iyi kalp doktoruna muayene ettirdim, bazı tahliller istedi, annemle gittik iki saat sonra geldiğimizde Profesörün odasının koridoru dopdolu.

    Sordum, kalp doktorumuz, kalpten vefat etmiş.

    Bizim küçük kıyametimiz çok yakın. Pandemi/salgına hazırlık yaptığımız kadar bari kabrimiz için de hazırlık yapalım

    Sevgili peygamberimiz:

    قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « إِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ

    “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya cehennem çukurlarından bir çukurdur” buyurmuş. (Tirmizi, Sünen, K. Sıfatü’l- Kıyamet, bab 26,Taberani, Mu’cem-i kebir hadis no 1205)

    “Ben Hadise inanmam veya Hadis Garip hadismiş” diyenler, sapasağlam hadisler de var, ama Haise inanmıyorsanız, sağlamına da inanmayacaksınız demektir.

    Kur’an-i Kerime inanıyorsanız buyurun, Musa aleyhisselamı takip eden Firavun ve çevresindekilerin helak edildiği, Musa aleyhisselam iman edenlerin korunduğu, Firavun ve adamlarının sabah-akşam azab edildiği, asıl azabın kıyametten sonra olduğunu anlatan ayet:

    فَوَقَاهُ اللَّهُ سَيِّئَاتِ مَا مَكَرُوا وَحَاقَ بِآَلِ فِرْعَوْنَ سُوءُ الْعَذَابِ

    “Allah onu (Firavun’un ailesinden olup da iman edeni), yaptıkları hilelerden korudu ve Firavun ailesini kötü bir azap kuşattı.

    النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آَلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

    “Sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet günü geldiğinde ise, "Ey Firavun ailesi, azabın en şiddetlisine girin!" (denir). (Mu’min süresi ayet 40/45-46)

    Depremler, harpler, yangınlar da büyük haberler arasında yerlerini alırlar.

    Bizim kitabımızın yüz on dört süresinden biri olan “Nebe/Büyük Haber” süresi ise haberlerin en büyüğünü haber vermektedir.

    Çünkü bu haber her kişiyi doğrudan ilgilendirmektedir. Bu habere konu olmayacak bir insan bu dünyaya gelmez.

    “Bir gün Sûr’a üfürülür, gök yüzü açılır, dağlar yerinden yürütülür ve serapa dönüşür, Cehennem, haddi aşan, kendini ilah yerine koyan veya Allah’tan başkasına kulluk yapma şaşkınlığına düşenleri gözetlemeye başlar ve orada asırlarca kalırlar, Cehennem onların dönüş yeri olur. Orada serinlik veya içecek bir şey bulamazlar, ancak kaynar su ve irin içerler.” diye haber veriyor “Nebe” süresi ayet 18-25.

    Kâfirler: “Olur mu öyle şey, bu dağlar yerinden nasıl oynar, yıldızlar nasıl dökülür, güneş nasıl kararır?” diyorlar. Rabbimiz de, Yeryüzüne, dağlara, eşlerimize, uykumuza, geceye, gündüze, güneşe, yağmurlara, danelere, bitkilere, bağ ve bahçelere dikkatimizi çeker. (Ayet 6-16)

    Sayılarını ve ağırlıklarını henüz tespit edemediğimiz yıldızları yaratan ve yörüngesinde  tutan Allah, bir gün onları yok etmeye de kadirdir.

    Dünyamızın dengesini sağlamak için yarattığı dağları yok etmeye de kadirdir. Uykuyu veren ve bizi dinlendiren Rabbimizin bu nimetinin değerini uykularımız kaçıpta doktorlara muayene ücreti, ilaç parası vermeye başladığımızda anlarız.

    Yorgun vücudunuzu dinlendirmek için iki gün yatsanız ama uyuyamasanız, dinlenemezsiniz.

    Beş dakikalık uyku beş saat dinlenmeden daha dinlendiricidir.

    Bu da Rabbimizin büyük nimetidir. Bu dünyada gaflet uykusunda olanlar, kabirde hiç uyutulmayacaklar. Ona göre hal ve hareketlerimizi düzenleyelim.

    Peki ya Kur’an’ın kurallarına uymazlar, azgınlık yaparlar, kulluk sınırını aşarlar ve insanları kendilerine kul yapmaya kalkarlar, onların mallarını kendi malları gibi görüp alırlar ve karınlarında haram lokma ile mahşer yerine gelirlerse ne olur?

    “Nebe/Büyük Haber” süresinin son ayeti bunun da cevabını verir: “O  gün kâfir kişi, elleriyle önceden takdim ettiği işlerini görünce şöyle diyecek: “Keşke ben de toprak olsaydım”

    Hayvanların toprak olup gittiğini görünce “Keşke bende toprak olsaydım” diyecek ama fayda vermeyecek.

    Faydalı olsun diye Rabbimiz olacakları bize can bedende iken haber veriyor.

    Hayvanlığa özenmeyelim. İnsan olarak kalmaya, canımızı Cehenneme değil, Kurtuluş yeri olan, bağların ve bahçelerin olduğu, yaşıt sevgililerin, dolu kadehlerin bulunduğu, boş söz ve yalanın işitilmediği yer olan Cennete layık işleri bu dünyada yapalım ki, bu dünyamız ahiretimizin güzel bir tarlası olsun ve burada güzellikler ekelim ki orada güzelliklerle  karşılanalım.