ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    KOMPLOCU KOMPLOYA KURBA




    Atalarımız, “Halka gadr eyleyenin âkıbeti hayr olmaz” demişler. Yani bu halka ihanet edenler, geçici bir zaman içinde kazandıklarını zannetseler de eninde sonunda ihanetin cezasını çekerler.

    Halkının dili olan, adı sanı bilinmeyen bir şair de, bu Atalar sözünü:

    “Sanma kim gaddar berhurdar olur

    Ya kesilir başı ya berdar olur.” Şeklinde şiirin kalıbına döküvermiş.

    Yani, Gaddar adamın mutlu olacağını sanma, onun ya başı kesilir veya asılır” deyivermiş.

    Başkalarına tuzak kuranlar, fırıldak çevirenler, dalavereciler, üçkâğıtçılardan bu güne kadar onan olmamış.

    Gaddar hilekarlar on tane ocak yıkmadan kendi ocaklarını yakamazlarmış, ama sonunda kendi ocakları da bir yangında yanar gidermiş.

    “Hile ile onsaydı, fare onardı.” Demişler.

    Seyyid Mehmet Emiri de:

    “Bir kişi tâ yıkınca bin haneyi

    Şehr edemez olduğu viraneyi” diyor.

    Yani, bin haneyi yıkarak kendine bir hane yapmak isteyenler, kendi viranelerini tamir edip şehirleştiremezler.

    Gün batmayan imparatorluğa sahip olanlar, dünyanın her tarafından milyonlarca haneyi yıkarak Londra’yı ayakta tutmaya çalışırken, yıkıldı gitti. Küçücük bir adanın içine tıkıldı. Amerikan başkanları “Gel” deyince geliyor, “Git” deyince gidiyor.

    Başkalarının anasını ağlatarak insanlar gülemezler. Gülerlerse önce kendi akıllarını kaçırmışlar ve kendilerine zarar vermişler demektir.

    Sevgili peygamberimiz buyurmuş:

    Üç şey var ki sahibine döner:

    1- “Mekr” (Hile, tuzak, dalavere, komplo) yapanlar kendileri de zarar görürler” dedi ve şu ayeti okudu: “Yeryüzünde büyüklük taslamaları ve kötü tu¬zak kurmaları sebe¬biyle (nefretleri arttı). Halbuki kötü tuzak sahibini yakalar.” (Fatır 43)

    2- “Bağy” (Gaddarlık, ısyan, taşkınlık, bağilik) yapanlar kendilerine zarar verirler” dedi ve şu ayeti okudu: “….Ey in¬sanlar, taşkınlığınız kendi aleyhinizedir.” (Yunus 23)

    3- “Neks” (Allaha verilen sözden dönmek veya insanlara verilen sözden dönmek) yapanlar kendilerine zarar verirler” dedi ve şu ayeti okudu: “Kim sözünden dönerse kendi aleyhine dön¬müş olur.” (Fetih 10)

    (Ebu Nuaym, Hatıb, ve Deylemiden naklen Âlusi, Ruh-ülMeani, 11/100, Yunus süresi 23 ncü ayetin tefsiri)

    Gaddarlığı, komployu, dalavereyi, ihaneti, dönekliği kendinde toplayan Firavun ve onun güçlü devletinin yerle bir olduğunu Rabbimiz şöyle haber verir:

    A’raf 134- Azap üzerlerine çökünce "Ey Musa, sana verdiği söz üze¬rine, Rabbine bi¬zim için dua et. Eğer sen, bu azabı bizden gide¬rirsen, sana iman edece¬ğiz ve İsrail oğullarını seninle beraber gönderece¬ğiz" dediler.

    A’raf 135- Onlara gelecek olan azabı bir müddet kaldı¬rınca, hemen sözlerin¬den cayar¬lar.

    A’raf 136- Ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebe¬biyle, bizde onlar¬dan intikam aldık ve denizde boğduk.”

    Harpte dahi haddi aşmayan, düşmana verdiği sözden bile dönmeyen, haddini bilen, haklının hakkını veren, hakkını yedirmeyen ecdadımızın yürüdüğü İslâm yolunda yürümeye devam. Sonuç, Müttakilerin lehine olacaktır.