ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    MALZEME BU


     

    MALZEME BU

    İşini bilen biri, 25 kuruşa karakalem alıp dünyanın en güzel ve pahalı sanat eserini meydana getirebilir.

    Bir diğeri ise elindeki karakalemle etrafa kara çalar.

    İkisine de “Neden bunu yapıyorsunuz? Demeye gerek yok. Malzeme bu.

    Eyüp Sultan semtinde, Nişanca mahallesinde, Münzevi Karcı Süleyman Subaşı’nın 1545 yılında Mimar Sinan’a yaptırdığı cami, anlatıldığına göre Sinan’ı çekemeyen Mimarlar, “Saray Mimarı, dilediği taşı getirtiyor, biz de olsak aynı eserleri yapardık” dediklerini duyunca o mimarların atıverdiği moloz taşları toplattırır ve Münzevi camiini yapar.

    Hikaye doğru mu, yanlış mı bilmiyorum ama caminin moloz taşlardan yapıldığı kesin. Siz de gidip görebilirsiniz.

    Anlama, duyma, görme özürlü çocukları olan aileler,

    Doğumda ve doğum sonrası arıza meydana gelen çocukların aileleri ne yaparlar?

    Önce yavrularını bağırlarına basarlar, sonra doktorlarına gider ve onların tavsiye ettiklerini yerine getirirler.

    Başta kendimiz olmak üzere dünya genelinde İslam’ı anlama ve yaşama özürlü olan insanlarımıza da özürlü çocuğuna yanan anne ve babanın yaptığını yapmamız gerekir.

    Yoksa dünyanın dengesini bozmak, nesli ve mahsulü fesada uğratmak için gayret gösteren Firavunvari davranışlarda bulunan katiller çetesine gidip “Şu özürlü Müslümanlarımızı yok ediver” dersek, kendi fermanımızı da imzalamış oluruz.

    Aklı başında bir aile, özürlü çocuğunu doktora götürüp “Bunu öldürüver” deyip parasını peşin öder mi?

    “Hastanede öldüremem” diyen doktora kendi evini açıp kendi çocuğunu öldürtür mü?

    Rusların Afganistan’ı işgali sırasında yapılan savaşta cephane bitince Rus tanklarına karşı direnilemeyeceğine inananlar cepheyi terk ederlerken, zor zamanlarda mevcut malzemeyi kullanmayı bilenlerden biri çamuru yerden alıp tankın dışarıyı gösteren camına sıvayınca nereye gideceğini bilmeyen tank sürücüsü, kapağı açıp kafasını dışarı çıkardığında başına isabet eden sapan taşıyla cehennemi boylar.

    Bütün mesele mevcut malzemeyi kullanmasını bilmek.

    Aynada kendinizi seyrederken beğenmediğiniz tarafınızla yaşamaya alışacaksınız.

    Aynen yukardaki gibidir dünya genelindeki ılımlı, ılımsız, radikal, Şii, Sünni, Vahhabi, Selefi.... Müslümanlar.

    Elimizden gelirse gücümüzle orantılı olarak yanlışlarını ve yanlışlarımızı düzeltelim.

    Dünyadaki bütün Müslümanların yaptığı yanlışları üst üste yığsanız, Bush oğlu Bush gibilerin inkar suçuna denk olamaz

    Müslümanların yanlışı amelde, inkarcının yanlışı temelde.

    Temelden yanlış olanın ameli de yanlış olur.

    Yanlış yaptığı için kızdığınız Müslümanların hepsinin bir yılda öldürdüğü insan sayısının yüz katından fazlasını öldürüyor, Bush oğlu Bush’un başlattığı Haçlı koalisyonu.

     

    MALZEME BU


    MALZEME BU
    29 Nisan 13 Mayıs 2019 Gerçek Hayat Dergisi
    Ben kendimi göremiyorum. Sen de kendini göremiyorsun.
    Ben, kendi eksiğimi, ayıbımı göremediğim gibi sen de kendi hatalarını göremiyorsun.
    Ben, senin yanlışımı görüyorum, sen de benimkini görüyorsun.
    Ve her birimiz, aslında yanlışa karşı tepki vermede birlikte hareket ediyoruz.
    İstanbul Eyüp Nişancı semtinde 1545 yılında Süleyman Subaşı’nın isteği, ile Mimar Sinan’ın yaptığı Münzevi mescidi hala ayaktadır.
    Mimar Sinan, moloz taşlardan yapmıştır o mescidi.
    Hakkında “Sultan Mimarı, o istediği taş getirtiliyor. O imkanlar bende olsa ben de yaparım” diye dedikodu çıkaranlara moloz taşlarla da cami yapılabilir cevabını da vermiş olur.
    Malzeme bu. Biz bu malzeme ile hizmetimize devam edeceğiz
    Yanlışları görmede birleşmemiz, bizim hala iyi olduğumuzu gösterir.
    Bizim birbirimizde gördüğüm eksik, hata, yanlış…dediğimiz şeylerin hepsi, İslami kesimin dışında kalanlarda normal göründüğünden onlar için gösterdiğimiz müsamahayı bizim adamlar dediklerimiz için gösteremiyoruz.
    Sonra nefsimizin, egomuzun da etkisiyle kendi yanlışlarımızı bir taktik olarak yaptığımıza kendimizi inandırdığımızdan yanlışın yalnız karşı tarafta olduğunu söyleyerek kedimizi temize çıkarmaya çalışıyoruz.
    Kendi yanlışlarımızın farkına vardığımız da karşı kardeşe saldırarak kendimizi temize çıkardığımızı zan ediyoruz.
    Halbuki sevgili peygamberimizin “Mü’min, mü’minin aynasıdır” Hadisi şerifine uygun hareket etseydik, karşıda gördüğümüz hatanın aslında kendimizde olduğunu onun için o hatayı gördüğümüzü fark ederdik.
    Hani komedyenler, en çok herkesin başına gelenleri anlattıkları zaman güldüklerini gördüklerinden seyircilerin hepsinin en çok yaptıklarını dillendirirler.
    Onlar, komedyen, güldürmek için yaparlarken biz neredeyse kişinin haysiyyetini, kişiliğini.. öldürmeye çalışıyoruz.
    Aynı yanlışı din dışı hayat yaşayan biri yapsa o haysiyyet öldürücüsü ona hiçbir şey demiyor.
    Çünkü o adamın adını bilse de nerden gelmiş, nereye gidiyor, nerelerden inkar zehiri içirilmiş bilmediğinden, bilmediği adam hakkında söz söyleyemiyor.
    Ka’be’de tavaf yapan derviş, müderrisin hatasını, müderris de dervişin hatasını görür, büyütür, ve yaymaya da başlar ama Paris’in Şanzelize (Champs-Elysees) sinde Hollanda’nın Dam’ında işlenenleri görmediğinden, bilmediğinden, onlar hakkında hiçbir şey söylemez.
    Bir kere gazetede, dergide, radyoda, televizyonda, camide, dergahta, kursta, Kâbe’de, tefsirde, hadiste, fıkıhta…. hatasını saydığımız insanlarla bir can, ten ve iman olarak birlikteyiz.
    Yanlışlarımız hepimizde vardır.
    Çünkü biz, yangın yerinde biten otlar gibiyiz. Ne kadar gür görünsek de yanık kokusu vardır hepimizde.
    Mushaflarımızı yaktılar, hocalarımızı astılar, ezanlarımızı susturdular…..
    Böyle bir ortamda yetiştik. Hocalarımızla, talebemizle, mürşidimizle, müridimizle, dervişimizle, berduşumuzla, ılımlımızla, radikalimizle, açığımızla, kapalımızla, sağcımızla, solcumuzla….hepimiz bu kafir karanlığından kurtulmak için bir yol tutturmuşuz gidiyoruz.
    Hepsi hac için İhramla evden çıkan ama Amerika uçağına binen, Rus uçağına binen, Çin uçağına binen ve “Lebbeyk” demeye devam edenler gibiyiz.
    Yolculuk rotamız yanlış ama hepimizin niyeti hac görevini yapmaya çalışmak ve ihram giymek, bizi bir araya getirmeli.
    Hiç sevmediğiniz bir İslami gurubun yanlışlarını saymak için elinize bir kalem ve kağıt alın ve bir ay aklınıza geleni yazın ve sonunda kaç çıktığına bakınız.
    Ama aynı gurupla bizim binlerce ayette beraberiz, binlerce hadiste, fıkhi fetvalarda…beraberiz.
    Yanlışlar görmezden gelinmesin. Görülen yanlışların doğrularını yazarak da yanlışlar düzeltilir.
    Yanlışı yapanı teşhir etmek, yanlıştan rahatsız olduğumuzdan değil, yanlışı yapanla hesabımız var kanaati uyandırıyor.
    Kur’an ayetlerine baktığımızda, yanlışı yapan kafirlerin adı ve söylediğinden daha fazla o yanlışların doğrusuyla doludur kitabımız.
    Örneğimiz ve önderimiz sevgili peygamberimiz, Ebucehil, kafirliği döneminde Ebu Süfyan, Ebu Leheb gibi kafirlerin adını ve yanlışlarını anlatma işine hiçbir zaman girmemiş ve gelen Ayetleri tebliğe ağırlık vermiştir.
    Hatta hakkında çok aşağılayıcı sözler söyleyen Abdullah bin Übey bin Selül için Hazreti Ömer onun boynu vurmayı teklif ettiğinde sevgili peygamberimiz:
    لاَ يَتَحَدَّثُ النَّاسُ أَنَّهُ كَانَ يَقْتُلُ أَصْحَابَه
    “Hayır, “Muhammed, arkadaşlarını öldürüyor” diye konuşurlar.” Buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Menakıb, hadis no 8)

    Münafık olduğunu yani gönlünden iman etmediğini ama dışından iman etmiş gibi göründüğünü bildiği halde afvetmiştir.
    Günümüzde yanlışını gördüğümüz ve duyduğumuz kardeşlerimizin hepsinin Müslüman olduğunu biliyoruz.
    Bildiğiniz şu ayeti:
    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
    “Mü'minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'tan sakının ki, merhamet olunasınız.” (Hucurat süresi ayet 49/10) bu günlerde biraz daha fazla okuyuverin.