ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    SELAMDAN SONRA SELAMSIZLIK YOK


    SELAMDAN SONRA SELAMSIZLIK YOK

    04/05/2020/Pzrts/Milligazete

    Namazımızın son oturuşundan sonra, namazdan çıkarken, başımızı sağ omuzumuzu görecek kadar döndürür ve sağımıza “es-Selamü aleyküm ve rahmetullah” deriz ve sol tarafa dönerek yine aynı selamı tekrarlarız.

    Türkçemizde bir sevdiğimizi uğurlarken “Haydi, selametle git” deriz.

    Yani, kazasız, belasız, korkusuz, güven içinde, sağ-salim sevdiklerine kavuş” deriz.

    Sağımıza ve solumuza selam verirken, kendimizin sağında kalan İzmir, Edirne, Bodrum, Yunanistan, Avrupa, İngiltere, Amerika, Güney Amerika, Afrika devletlerinde yaşayan bütün Müslümanlara selam vermiş oluruz.

    Solumuza selam verirken Kars, Erzurum, Hakkari, İran, Afganistan, Çin, Kore, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda gibi solumuzda kalan bütün Müslümanlara selam vermiş oluruz.

    Sağ ve solumuza selam verirken, bütün dünya üzerindeki Müslümanlar için en tehlikeli mikrop olan ve iki dünyamızı da ateşe atan kafirlik mikrobundan selamette olmasını dileriz.

    Allah’a isyandan, yalandan, haramdan, zinadan, kumardan, faizden, rüşvetten, gıybetten, iftiradan, dedi-kodudan, gavurların kurallarını Allah’ın hükümlerinin önüne geçirmekten, hastalıklardan, fakirlikten, korkaklıktan, şeytanın şerrinden, zilletten, bulaşıcı hastalıklardan, ödenmesi zor borçtan, gamdan, kederden, çaresizlikten, cimrilikten, tembellikten… selamette olmasını ve Allah’ın rahmeti altında bulunmasını isteriz.

    Nemrut gibi kafir krala karşı duran, putları yere seren İbrahim aleyhisselamıı ateşte yakmak için ormanlarda odun bırakmayan Nemrut’un ateşine mancınıkla atılırken gönlüne keder girmeyen Allah’ın kaderine teslim olam İbrahim aleyhisselam’ın taeşini gülistana çeviren bir İsmi de “Selam” olan Rabbimizin:

    قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ

    “Biz dedik: "Ey ateş, İbrahim'e serin ve selamet ol." (Enbiya süresi ayet 21/69)

    Sağ ve solumuzdaki bütün dünya Müslümanlarına selam verirken biz de “Çağdaş Nemrutların atom bombasından, füzelerinden, serpme silahlarından…selamette olunuz, selamette olacak çalışmalara giriniz diyoruz.

    Ashaptan bazılarını namazdan çıkarken baş veya elle işaret yaparak selam verdiklerini gören Sevgili peygamberimiz:

    إِنَّمَا يَكْفِى أَحَدَكُمْ أَنْ يَضَعَ يَدَهُ عَلَى فَخِذِهِ ثُمَّ يُسَلِّمُ عَلَى أَخِيهِ مَنْ عَلَى يَمِينِهِ وَشِمَالِهِ

    “Sizden birinizin ellerini diz/uyluk üstüne koyması, sağ ve solundaki kardeşlerine selam vermesi yeterlidir” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Salat, bab 27 el’emru bissüküni fissalat)

    Sağımızda ve solumuzda olan, görülen ve görülmeyen bütün Mü’min kardeşlerimize selam verirken biz, Müslüman olmayanlara da hidayet talebinde bulunuruz.

    Namazdan çıkarken selam vermeden önce “es-Selamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berakatühü/Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun ey Peygamber” diyerek sevgili peygamberimize de selam veriyoruz.

    Kur’an-i Kerim’de “Ve Selamün al’el mürselin/Bütün peygamberlere selam olsun” diyor. (Saffat süresi ayet 37/181)

    Sağdaki ve soldaki Müslümanlara selam verirken, caminin içindeki de olsa hepsine selam verdiğimiz hiç aklımıza geldi mi?

    Halbuki bunlardan tanıdığımız bazılarına camiye gelirken gördüğümüz halde meşrep farkından dolayı selam vermeden veya verdiği selamı almadan camiye gelebilirken, camide ayrım yapmadan selam veriyoruz.

    Dünyanın her tarafında İslami hizmetler yapan Müslümanları hiç tanımadığımız halde batılı ajanların, şeriatçı, tarikatçı, radikal, fundamantalist (neyise)…. isimlendirmesi ve uyduruk haberleriyle kin beslediğimiz kardeşlerimize, namazımızdan çıkarken selam verdiğimiz halde camiden çıkınca hemen caminin çay ocağında sövmeye de başladığımız olur.

    İslam aleminin en yetkin İslam alimleri, dünya çapında bütün Müslümanları etkilemeye başladığı anda, onu terörist ilan edivererek hareketlerini kısıtladığı gibi bir çok Müslüman gurubunda gazabını onun üzerine çekiveriyor.

    Sevgili peygamberimiz, bizim aramızdaki sevginin yaygınlaşması için yol gösteriyor:

    عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا.

    أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَىْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ

    Siz, iman etmeden cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmeden (kamil) iman etmiş olmazsınız. Birbiriniz sevmeniz için size bir yol göstereyim mi? Aranızda selamı yayınız. (Müslim, Sahih, K. İman, bab 24, Ebu Davud, Sünen, K. Edep, bab 143, İfşaü’s-selam)

    Sokakta, salonlarda, herhangi temiz bir yerde karşılaştığımız insanı tanısak da tanımasak da sözlü olarak selam vereceğiz.

    El-kol işareti, baş eğme, bedenin yarısını öne doğru eğme, selam sayılmaz.

    Ancak uzakta ise, karşı arabada ise dille yine biz selamı söyleyeceğiz ve el işaretiyle de selam verdiğimizi ifade edeceğiz.

    Bize verilen selama daha güzel karşılık vereceğiz.

    Rabbimiz buyurur:

    وَإِذَا حُيِّيتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا

    “Bir selamla selamlandığınızda, ondan daha güzel selam verin veya aynıyla karşılık verin. Muhakkak Allah, her şeyin hesabını yapandır. (Nisa süresi ayet 4/86)

    Sevgili peygamberimizin, her namazının ardından üç defa istiğfar yaptıktan sonra söylediği:

    عَنْ ثَوْبَانَ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- إِذَا انْصَرَفَ مِنْ صَلاَتِهِ اسْتَغْفَرَ ثَلاَثًا وَقَالَ اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلاَمُ وَمِنْكَ السَّلاَمُ تَبَارَكْتَ ذَا الْجَلاَلِ وَالإِكْرَام.

    “Allahım, senin bir adın da “Selam” dır, selam ve selamet ancak sendendir. Ey celal ve ikram sahibi Allah’ın senin şanın çok yücedir”(Müslim, Sahih, K Mesacid, bab 27, Ebu Davud, Sünen, K. Vitr, bab 25)

    Bu mübarek sözleri her namazın ardından söylerken farkına varıyorum ki, yediğim ve içtiğim hiçbir şey, benim dilimde, ağzımda, dimağımda, bıraktığı tadın hiç biri bu sözlerin verdiği tadı vermiyor.

    Eeee, Rabbimizin “Selam” adının tadına varıyoruz, ondan selam ve selamet bekliyoruz ve en sonunda Rabbimizin  “Daru’s-Selam” diye isimlendirdiği Cennetinde, Rabbimizin, meleklerinin ve cennetliklerin selamını umuyoruz.