ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    UYUYOR MUYUZ UYUTULUYOR MUYUZ?


    UYUYOR MUYUZ UYUTULUYOR MUYUZ?

    12/11/2018/Pzrts/Milligazete

    Köylerde kalaycılık yapan gayri Müslim bir vatandaşımız, kış boyu bir köyde kalacağından, köylüleri memnun etmek, kazancını artırmak ve daha rahat yaşamak için Müslüman oldu görünür.

    Kış günlerinde köy odasında ocağın veya sobanın etrafında sohbet kaynatırlarken genellikle Siyeri nebi veya Hazreti Ali’nin cenkleri okunurmuş.

    Hayber’in fethi anlatılırken Hazreti Ali, yedi kişinin kaldıramayacağı Hayber kalesinin kapısını söker ve hem kılıç hem kalkan olarak kullanır.

    Kapıyı her sallayışında kapı yetmiş adım uzar ve yüzlerce kafiri kırarken Müslüman görünen kafir, elinde olmadan gönlü dilinden dışarı çıkar ve “Bizimkiler ölümüymüş” diye söylenirken herkes susar ve o gayri Müslime bakarlarmış.

    Atalarımız:

    “Küpün içinde ne varsa dışına o sızar” demişler.

    Balsa bal, sirkeyse sirke sızar.

    Sirke küpünün dışına bal petekleri resmi yapsalar, bahar çiçekleriyle süsleseler, çiçekler üzerine de arı resimleri koysalar, bir zaman insanları kandırsalar da arıları kandıramazlar ve o sızan sirkenin üzerine konmazlar.

    Ama insanız, kanarız.

    Onun için söze değil öze bakmalı.

    Kişinin kendini öven sözlerinden ziyade yaptıklarına, kimlerle beraber olduğuna, gece görüştükleri ile gündüz konuştukları arasındaki dengeye, sırıttığı kişilerle somurttuğu kişilere dikkat etmeli.

    Medine Münafıkları Kur’an-i Kerimin ifadesiyle görüntüleri güzel olsa da, konuşurken sözler hoşa gitse de içlerinde gizledikleri kafirliğin dışa taşmasına engel olamamışlar.

    Uhud harbinde, Tebuk seferi esnasında söyledikleri ve yaptıkları içlerinden dışarıya taşıvermiş ve kendilerini ele vermişlerdir.

    Rabbimiz onları tanıtırken:

    وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ

    “Onları “Müslüman görünümlü kafir münafıkları) gördüğün zaman bedenleri (namazda duruşları, yolda gidişleri, selam verişleri…)  hoşuna gi­der, konuşur­larsa sözle­rini dinlersin. Sanki onlar giydirilmiş keresteler gibidir­ler. Her bağırmayı kendi aleyhlerine zannederler. Onlar düşman­dırlar. On­lardan sakın. Allah onları gebertsin. Nasıl da döndü­rü­lüyorlar?” (Münafikun süresi ayet 63/4)

    Ama hiçbir hile devam etmez ve sahibini ele verdiği gibi kurduğu tuzağa kendi düşüverir.

    Rabbimiz bu durumu da haber verir:

    أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ أَنْ لَنْ يُخْرِجَ اللَّهُ أَضْغَانَهُمْ

    “Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah'ın onların kinlerini dışa çı­karmayacağını mı zannetti­ler?

    وَلَوْ نَشَاءُ لَأَرَيْنَاكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُمْ بِسِيمَاهُمْ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِي لَحْنِ الْقَوْلِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَالَكُمْ

    “Dileseydik onları sana gösterirdik ve sen de sîmâlarından onları ta­nırdın. Elbette sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah onla­rın amel­lerini biliyor.” (Muhammed süresi ayet 29-30)

    Kış, kışlığını yaptığı gibi, akrep de akrepliğini yaptığı gibi, kafir de kafirliğini, münafık, münafıklığını yaptığı gibi Müslüman da Müslümanlığını yapmalı.

    Kafir yapıyor da Müslüman neden yapmıyor, sorusu sorulur.

    Ne kadar Müslümanız?

    Yolundan gittiğini söylediğimiz, örnek ve önder kabul ettiğimiz sevgili peygamberimizin izin den mi daha fazla gidiyoruz?

    Onun getirdiği Kur’an’ın kriterlerine mi uyuyoruz?

    Yoksa dinime, imanıma, vatanıma, canıma, malıma göz diken, bize düşman olanları hep destekleyen, ceplerine para, ellerine silah verenlerin izinden mi daha fazla gidiyoruz ve onların kriterlerine mi daha fazla uyuyoruz?

    Yoksa biz, uyutuluyor muyuz?