ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    VEKALET


    Vekalet: Akıllı, ergenlik çağına gelmiş, hür bir kişinin kendi işlerini yapmak üzere bir başkasını görevlendirmenin adıdır.

    Bu tarife göre seçmen yaşının ergenlik yaşı olduğunu da öğrenmiş oluyoruz.

    Ergenlik yaşına gelen her erkek ve kadın kendisini idare edecek vekili seçme hakkı doğuyor.

    Kişinin ticari işleri, zirai işleri, sınai işleri, evlenme, boşanma gibi medeni işlerinde hastalığı, bilgisizliği, çaresizliği, imkansızlığı, zaman bulamamsı gibi nedenlerle bir başkasını vekil tayin eder.

    Milletin tamamının bir yerde toplanması mümkin olmayacağına göre ülkenin işlerini yönetecek kişinin de vekalet yoluyla yapılması yolu tercih edilmiş ve Sevgili peygamberimizin vefatında ilk defa Hz. Ebubekir, seçimle görevi teslim almıştır.

    Hayatımızın her anında vekalet işlemi devam etmektedir.

    Bakkal veya manava giden birine “Bana da şunları al” demeniz vekalet görevi vermektir.

    Bunların her birinin doğurduğu sorunlar vardır ve fıkıh kitaplarımız bunların durumunu en ince teferruatına kadar incelemiştir.

    Alış-veriş yapmaya yetkilendirilen vekil, bu yaptığı alış-verişleri kendi annesi, babası, dedesi, çocukları ve torunlarıyla vekalet veren adına yapamaz.

    Bu kurala uymayan bir şirketi ben görmüştüm: Üç arkadaş bir iş yapmaya karar vermişler. İkisi malı temin ediyor, üçüncü şahıs da yurt dışından gelen bu malı satıyor. Bir yıl sonra hesap yaparlarken zarar ettikleri ortaya çıkıyor. Meğer satış yapan üçüncü kişi malı kendi oğluna yüz liraya satıyormuş, oğlu da o malı piyasaya beş yüz liraya satıyormuş.

    Babayla oğul kazanıyorlar, babayla diğer iki ortak zarar ediyorlar.

    Gelin, bir de dünya adalet tarihine altın harflerle adını yazdıran ve Müslüman milletin vekaletini alan Hz. Ömer (r.a.) den iki adalet örneğini görelim:

    Ömer bir gün pazara indiğinde besili develer görür ve sahibini sorar. Orada bulunanlar develerin sahibi Ömer’in oğlu Abdullah olduğunu söylerler.

    Ömer, derhal oğlu Abdullah’ı çağırtır ve bu develeri nereden bulduğunu sorar.

    Abdullah, develeri satın aldığını ve koruluğa sürdüğünü söyler.

    Ömer: “Baban devlet başkanı olduğu için bu insanlar senin develerini güderler ve sularlar. Sen makamın gücünden yararlandığın için develere ödediğin parayı hazineden alacaksın ve develer hazinenin olacaktır” der. (Beyhaki, Süneni Kübra 6/147 hadis no 12156)

    Sa’d ibni Evi Vakkas anlatıyor: “Bahreyn’den hazineye ait misk geldi (Misk, Himalaya ve Altay dağlarında yaşayan ceylanın göbeğinde meydana gelen en güzel kokulu madde. Kur’an-ı Kerimde Mutaffifin süresi 26 ıncı ayette geçer)

    Bu miskin tartı ile Müslümanlara dağıtılmasını isteyen Hz. Ömer, iyi bir misk tartıcısı ararken değerli eşi Atike, bunu yapabileceğini söyleyince Ömer: “Hayır.” Der.

    Sebebi sorulunca “Sen miski tartarken misk tartan elini boynuna yanağına süreceksin ve devlet hazinesinden haksız yere misk kokusu edineceksin” der ve kabul etmez. (Ahmed bin Hanbel, Zühd 1/119)