ANA SAYFA



KİTAPLARIM


    YOLUMUZ ONUN YOLUDUR


    YOLUMUZ ONUN YOLUDUR

    الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ ، وَجَنَّةُ الْكَافِرِ.

    “Dünya müminin hapishanesidir, Kafirin cennetidir.” buyurmuş sevgili peygamberimiz. “Dünya, Müminin hapishanesidir, kafirin cennetidir” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K. Zühd, bab , İbni mace, Sünen, K. Zühd, Babü meseliddünya, Tirmizi, Sünen, K.Zühd, Ahmet,  Müsned  Abdullah bin Ömer ve Ebu Hüreyre hadisleri)

    Hapiste yatan insan bir çok şeyden mahrum kalır.

    Müslüman insan da etrafı iman duvarıyla çevrili olduğundan hırsızlık yapamaz.

    Devlet olsa, başka ülkelerin ayağının altındaki altın ve elmas madenlerini çalamaz, petrollerini silah zoruyla alıp arabasına içiremez.

    Kadın ticareti yapamaz. Kadın yetersiz geldiğinde erkekleri kadınlaştırıp satamaz.

    Kur ayarlarıyla ülkelerin paralarını pul haline getirerek hazinelerini hortumlayamaz.

    Sömüremez. Sömürerek semirdiği tenin cehennemde yanacağını bilir ve haram lokma yememeye dikkat eder.

    “Dünya kafirin cennetidir” buyurmuş.

    Görüp göreceği işte bu kadar.

    Dünyanın bütün yiyecekleri kafirin olsa midenin sınırı belli.

    Şekeri vardır tatlı yiyemez, kolesterolü vardır, yağlı yiyemez, tansiyornu vardır fazla sevinemez.

    Çaldığı hazinelere tatlı tatlı bakamaz, sahiplerinin çocukları çalanın canını almak için evinin ve ülkesinin etrafında dolaşıp durmaktadır.

    Ayrıca sonsuz senelerde cehennemde yanmak vardır.

    Biz bu dünya hapishanemizde, iki dünyamızın güzel olması için beş vakit namazımızın son oturuşlarında “Rabbena atine fiddünya haseneten../Rabbimiz, bizim iki dünyamızı güzel eyle…” diye dua ederken her yerde ve her şeyde Mevla’mızı ararız.

    Mecnun’a: “Ağacın ne güzel yaprakları var” demişler;

    Mecnun: “Leylâ’mın saçlarına benzer” demiş.

    “Ne güzel dalları var” demişler; “Leylâ’mın kollarına benzer” demiş. “Ne güzel meyvesi var” demişler; “Leylâ’mın gözleridir.” demiş. Mecnun’un gözünde ve özünde hep Leylâ olduğundan, her şeyi o açıdan görüyor.

    Gül yaprağına güzellik ve tazelik katan seher yeli esse, biz onu Mevlâ’mızın rahmeti olarak gördüğümüz gibi,

    Çınar ağaçlarını deviren, filleri bile şaşkına çeviren kasırgaları da, Mevlâ’mızın rahmeti olarak görürüz.

    İnsanız. Çığlık atarız. Şikayet ederiz. Ama şikayetimiz Ondan, yine Onadır.

    “Ama Mecnun deli idi. Biz akıllıyız  Kendimizi onunla kıyaslamayalım.” denebilir.

    Aslında her birimiz bir çeşit deliyiz. Aklı erenin birine bankayı soyanların durumunu sordum: “Türkiye’nin bütün illerindeki kapkaççıların, hırsızların, yankesicilerin bir yılda çaldığı malın değeri, beş tane hortumcunun soyduğuna denk değil” dedi.

     Bunlar, bankayı soymadan önce, sabah çorbasını altın ezmesinden yapsa,

    Yaprak sarmasını Euro’ yla sarsa,

    Baklavasının yufkası olarak Dolar, iç malzeme olarak da Sterlin kullansa parası bitmeyecek adamlar. Buna rağmen banka hortumluyorlar.

    Bu delilik değil de nedir?

    Onlar da olaya Mecnun gibi bakıyorlar. “Bu sene mahsuller çok iyi” diyorsunuz, O, harmanı nasıl talan edeceğini, pamukları nasıl uçuracağını düşünüyor.

    “Baban öldü” deniliyor, O, bu cenaze merasiminde hangi siyasinin yanında ağlarsam para verir düşüncesinde.

    Şair:

    “Gitti Mecnûn hanesi bize kaldı.

    Bir harap evdir, kalır dîvaneden dîvaneye.”diyor.

    Gelin, biz de Mevlâ’nın Mecnunu olalım.

    Her şeyi, Onun mülkü olarak görelim.

    Kanayan bir yaraya merhem olalım.

     

    Yaralayana acıyalım. Onun kalbini kayalardan katı hale getirenlere acıyalım.

    O kalpler, Cehennem ateşine atılmadan, Rahman olan Mevlâ’mızın rahmet ayetleriyle sulayıp yumuşatalım.

    Mevlâ’mız: “De ki, Ey kendilerini israf eden kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları afveder. Muhakkak O, bağışlayandır, merhamet edendir.” Diyor. (Zümer süresi ayet 53)

    “Kullarımmmmm” sözü, Anamın “Yavrummm” sözünden,

    Leylâmın “Canımmm” sözünden daha tatlı geliyor.

    Çünkü, Anamı da, Leylâmı da, onların sevgisini de yaratanım bizlere “Kullarımmm” diyor.

    Hem de “Kendilerini israf eden kullarım” diyor. Şimdi Şairin:

    “Gözü dünyamı görür âşıkı dîdar olanın” dediği gibi,

    “Ballar balını buldum kovanım yağma olsun” dediği gibi,

    “Hoştur bana Senden gelen,

    Ya gonca gül yahut diken.

    Nârın da hoş Nûrun da hoş” dediği gibi deriz.

    Zalimlerin eline kırbaç verip bizim hatalarımızı ve günahlarımızı çırptıran Allah tır.

    Biz, sefa halinde de, cefa halinde de ona sığınırız.

    Hak erenlerinden birine imanından dolayı işkence ediyorlarmış.

    Erenin ağzından  “gık” çıkmıyormuş.

    “Yahu nasıl dayanıyorsun, hiç bağırmıyorsun?” demişler,

    “Sevgilim bana bakıyor” demiş.

    O, bizi hoş görse, bütün gözler de hor görse vız gelirler.

    Yar yolunda yar’a yuvarlansak Cennete yükseleceğimize inanırız.

     Öyle olunca bizi yolumuzdan kim, nasıl alıkoyabilir?

    Zalimin katı yüreğini rahmet ayetleriyle yumuşatamazsak, bileğini büker, zulmetmesine engel olur ona yine rahmet oluruz.

    Çaldıklarını mağdur ve mazlum hak sahiplerine geri veririz, kafirlerin hırsızlık yapmasını, canlar almasını engelleyerek yardım etmiş oluruz.