ANA SAYFA



KİTAPLARIM



    Kitap: ESMA
    Bölüm: Esma01
    Kitap Sayfa:
    El Esma Ül Hüsna Mukadd


    Sevdiklerimize bilgimizin, kültürümüzün, geleneğimizin, dilimizin geliştirdiği en güzel kelimelerle hitap ederiz.

    Sevgilim, canım, ciğerim, servi boylum, ahu gözlüm, sultanım... vs. gibi kelimeler kimliklerini de beraberlerinde taşırlar. Dil bilimi bu kelimelerin hangi çağlardan, hangi dağlardan veya hangi bağlardan akıp, hangi medeniyetlerden süzülerek geldiğini belirler.

    Şair:

    "Güzelliğin neye yarar, şu bendeki göz olmasa" der. Göz görür, gönül sever, akılda bu işe şaşar kalır. Gören gözü, seven gönülü, sevmeyi ve sevilenleri yaratan ise Allah (c.c.) dır.

    Kedinin gözünde bülbül, bir yudumluk ettir. Öküzün gözünde çiçek bir çiğnemlik ottur. İnsanın gözünde ise binlerce şiirin yazılmasına binlerce resmin yapılmasına ilham kaynağıdır. İnsan ve kedi İkiside göze sahiptir ama Allahımız bize ayrı bir göz, ayrı bir gönül vermiştir.

    Sevgimizi ve sevdiklerimizi yaratan Allah'ımızı seviyoruz. Peki ama Allah'ımızı tanıyor muyuz"

    Biz tanıdıklarımızı duyma, görme, tatma, koklama, dokunma gibi beş duyumuz, hafızamız ve genlerimizdeki programa göre tanırız.

    Uzaktaki eşyayı gözümüz görmez. Sesini kulağımız işitmez. Duyu organlarımızın bir sınırı var. Hafızamızın sınırıda ana rahminden öne geçemez, kabirden öteye geçemez. Sınırlı olan sınırsınızı kavrayamaz.

    Şair:

    "İdraki uluhiyyetine varmıdır imkan

    Aklın dahi mahiyyetini bilmiyor insan" (İsmail Safa)

    "Akl"ın ne olduğunu kavrayamayan insan, bu akılla Allah'ın zatını kavramaya çalışıyor. Kavrayamayınca en kolay yolu seçiyor ve inkara yöneliyor.

    Dede Korkut:

    "Yücelerden yücesin

    Kimse bilmez nicesin

    Görklü (güzel) Tanrı

    Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister

    Sen hod (kendi) mü'minlerin gönlündesin" der.

    Rabbimiz: "Gözler onu idrak edemez. O gözleri idrak eder. O her şeye nüfuz eden iyilik yapan ve her şeyden haberi olandır" buyurur. (K.K. En'am 103)

    Sevgi gönülde olur. Ancak gönüldeki sevgi görünmez. O görünmeyen sevgiyi, sevgiliye gönderirken yine görünmeyen elçilerle göndeririz. Kelimeler elçilerimizdir.

    Mecnun: "Leyle, Leyla" diyerek sevgisini açığa çıkarıyordu.

    Biz gönlümüzün tamamını Allah'a imanla süsledik. Dilimizi O'nun güzel isimleriyle süsleyelim. Böyle yaparken sevgimizi Mevla'mıza bildirmiyoruz. O zaten biliyor. Biz, Allah'ın güzel isimleriyle zikrederken, cümle aleme güzellikler saçarken, ağzımızı Allah'ımızın isimleriyle hem tatlandırıyor, hemde en güzel kelimelerle ağzımızı ayarlayarak kötü kelimelere yer vermiyoruz.

    "Gül" deyince burnumuza güzel koku gelmez. "Bal" deyince ağzımız tatlanmaz. Gülü koklamalı, balı tatmalı.

    Mevlana: "Ey Hu, Hu" diyen ve "Hu" demeye kanaat eden, "Hu" kadehinden içmeyince heva ve hevesten nasıl kurtulursun"" diyor. (T. Mevlevi Şerh.3447)

    El-Esmâ-ül Hüsnâ= Allah'ın güzel isimleri bizi Allah'a götürürse, bizi benliğimizden sıyırır, kir ve pasımızı kazırsa, gülü koklar, balı tadarsak muradımıza ermiş oluruz.

    Süleyman Çelebi:

    "Bir kez Allah dese Aşkile lisan

    Dökülür cümle günah mislü hazan"

    Allah'ın isimleri aşkile söylenirse üzüntü, stres, keder, gam ve günahın döküleceğini söylüyor. Dilinle Allah, Allah, Allah diyerek zikret. Kalbinle de Allah'ın yarattıklarını fikret, düşün. Fikirsiz zikirin, zikirsiz, fikirin faydası yoktur.

    Şeyh-ül İslâm Yahya efendi:

    "Bir alay olsa güzeller hep teveccüh yaredir

    Halkı alem birbirine padişahı gösterir" diyor. Yani göz binlerce güzel görse de gönül yare yönelir. Çünkü yaratılmışların her biri Yaratanı gösterir. Bazılarının günde yüz defa "Avrupa birliği, Avrupa birliği"diye zikrettiği bu günler de, bizde yüz bir defa "Allah, Allah,Allah" diye zikredelim.

    Bakalım kim kazanacak"