ANA SAYFA



KİTAPLARIM



    Kitap: HZ
    Bölüm: HZ001
    Kitap Sayfa:
    HZ. HAVVA'NIN KIZLARI


    HZ. HAVVA"NIN KIZLARI

    Çiçeğin açması için toprağına, gübresine, suyuna dikkat edip rasgele her toprağı kullanmadığımız gibi tertemiz eşler evlenince yiyip içtikleri, giyip kullandıkları mallara da dikkat edecekler. Haram ve pis olanları yemeyecekler ve kullanmayacaklar. Rabbimiz bütün insanlığa hitab ederek:





    يا اُيّها ا لنّاسُ كُلوا مِمَّا فِى الارْضٍِِِِِِِ حَلالاً طَيَّباً





    "Ey İnsanlar yeryüzündekilerden helal ve temiz olarak yiyin" buyurur. (Bakara:167)

    Rabbimiz, İsa (s.a.v.)"in annesi ve bizimde annemiz olan Meryem"in (r.a.) çocukluğunu anlatırken



    وَ آنْبَتَهَا نَباتاً حَسَنا







    "Allah Onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi" buyurur. (Al-i İmran:37)

    sonra insanın yetiştiği çevreye de dikkatimizi çekmek için Meryem validemizin Zekeriya (s.a.v.)"nın himayesinde büyüdüğünü haber verir.

    İyi bir çevrede hayat kumaşını sevgi, saygı, şefkat, merhamet, iffet, izzet, hizmet, ibadet, adalet gibi ipliklerle dokuyan bir erkekle kadının evliliğinden dünyaya gelen cennet kokulu çocuklar büyütülürse işte o çocuklar dünyayı cennetin fideliğine döndürürler.

    Günümüzde televizyon ve diğer yayın organları yiyecek ve içeceklerimizin temiz olması için eğitici programlar yapıyorlar. Bunları yürekten kutlamamız gerekir. Ancak yukarıda okuduğumuz ayeti kerimede önce eşyanın helal olmasına dikkat çekiyor, sonra temizliği istiyor.

    Temiz olmayan eşya hastalanmamıza sebep olur. Helal olmayan haram eşya ise uzun zaman cehennem de yanmaya sebep olur.



    ÇOCUK EĞİTİMİ

    Alimler, Şairler, Ressamlar, Kaşifler, Sanatkarlar yaptıkları, yazdıkları, çizdikleri eserleri ile orantılı olarak toplumda değer kazanırlar. Türkiye"de iki tane zenginin adını milyonlarca insan bilmektedir. Ne yapar bu insanlar" Cıvata üretirler. Buzdolabı üretirler, araba üretirler.

    Ama fabrikalarında insan üretemezler. Bu ürettiklerini de yine insanlar yazar, çizer, planlar, ölçer biçerler. İşte o ölçen, biçen, çizen, yazan, fabrikalar yapan, ülkeler fetheden insanları doğuran annedir.

    Bir tablosu milyonlarca dolara satılan ressam"ın tablosu kokmaz, konuşmaz, kendisi yerinden kıpırdamaz. Üzerine konan sineği kovamaz. Ama onu yapan ressamı doğuran annedir.

    Hamile annenin yediği içtiği soluduğu havanın çocuk üzerinde etkisi olduğunu biliyoruz.

    Rabbimiz:



    وَالْبَلَدُ ا لطَّيَّبُ يَخْرُجُ نَباتُهُ باِذْنِ رَبَّّه وَا لَّذِى خَبُثَ لا يَخْرُجُ اِلاً نَكِداً



    "Rabbinin izniyle güzel beldeden (güzel) bitki çıkar. Kötü yerden de zor ( ve kötü) bitki çıkar." Buyurur. (Araf 58)

    müziğin çiçekler üzerindeki olumlu etkilerini gözleyen ilim, ana rahmindeki çocuğun anneden duyduklarını ve konuştuklarında etkilendiğini de ortaya koymuştur.

    Hamile kadınların eşi ve çevresiyle çekişmesi dırdır etmesi çocuklarını etkilediğini doktorlarımız söylüyorlar.

    Aldıkları havaya dikkat ettikleri gibi duydukları sözlere de dikkat edecekler. Rabbimizin verdiği ruh, Rabbin emrine karşı gelen seslerden tedirgin olur.

    Ashab döneminde Mekke ve Medine sokaklarında dolaşan bir insan, evlerin arı kovanı gibi ses verdiğini ve içinde hep Kuran olunduğunu haber verirler.

    Hamile annenin kulaklarından Allah kelamı giriyor. Anne "Yasin" suresini mırıldanıyor ve rahmindeki yavrusunun ruhi gıdasını sunuyor.

    Annenin gördükleri güzel olacaktır. Halkımız bu inceliği bildiği için hamile kadına kötü çirkin şey göstermezler. Mehtaplı gecelerde dolunaya baktırırlar. Berrak sulara kokulu çiçeklere baktırırlar.

    Gözlerimiz gül görse yüzümüz güldüğü gibi bütün vücudumuz güler rahatlar. Kötü bir şey görünce de gözümüz büzülür ve bütün vücudumuz kasılır. Ana karnındaki çoucukta annesinin bir parçası olduğundan annesinin gözüyle görür, burnuyla solur.

    Anneler özellikle hamile iken güzel görecek, güzel düşünecek, güzel sesler duyacak, temiz havayı koklayacak, helal ve temiz şeyler yiyecek ve giyecek, güzel şeyler koklayacak.



    ÇOCUK DÜNYAYA GELİNCE

    Çocuk dünyaya gelince çocuğa ilk bant kaydı yapılacak ve kulaklarına ezan okunacak kamet getirilecek.

    Müslümanlar bin dört yüz senedir bu sünneti yaşarken bir kısım geri zekalılar "Bir günlük çocuk duyar mı"" diyorlardı. Ama günümüz ilmi bir günlük çocuğun değil, ana karnındakinin duyduğunu söylüyor. "Duyduğu kelimeler şuur altına yerleşir" diyor.

    İşte biz bir günlük çocuğun kulağına ezan okuyoruz. "ALLAHU EKBER"= En Büyük Allah"tır diyoruz.

    Çocuk büyüyünce şahların, padişahları, kralların, cumhurbaşkanlarının "en büyük benim" sözünün etkisinde kalmasın, bu sözler çocuğun gönlünde boş yer bulamasın diye ezan okuyoruz.

    Sıcacık aile yuvasında okunan Kuran ve kuran ahlakına göre gelişen edebi eselere çocuk üzerinde etkili olur.

    Bin üç yüz sene önce yaşamasına rağmen çağımızı etkileyen ilim adamları altı yedi yaşlarında Kur"anı ezberleyip hafız olan insanlardır.

    Bu günlerde altı yedi yaşındaki çocukların ezberindekiler de büyük bir kitabı dolduracak kadar vardır. Ama bunlar edebi, ilmi ve sanat değeri olmayan "bir kedim bile yok", "Arkadaşım eşşek", Domates biber patlıcan" gibi şeylerdir.

    Çocuğu